YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/22125
KARAR NO : 2016/767
KARAR TARİHİ : 25.01.2016
MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
Sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın TCK’nın 158/1-f son maddesinden mahkumiyetine hükmedilirken, öncelikle tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, bir gün karşılığı 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerekirken, nitelikli dolandırıcılık suçundan temel ceza belirlenirken yazılı şekilde doğrudan haksız elde olunan yararın iki katının esas alınması suretiyle adli para cezası tayini, sonuç ceza doğru olduğundan bozma nedeni yapılmamış, tebliğnamede bu yönden bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Katılanın, ………………. temsilcisi olduğu, sanığın oğlunu evlendireceğinden bahisle katılana ait mağazadan mobilya ve beyaz eşya satın aldığı, karşılığında ……. ait, ….. vade tarihli ve 12.000 TL bedelli çeki vermek istediği, katılanın, çekin fotokopisini alarak bankadan sorgulattığı, sağlam olduğunu öğrendikten sonra çeki kabul ederek, satışa konu eşyaları fatura düzenleyerek sanığa gönderdiği, çek tahsil için bankaya götürüldüğünde sahte olduğunun anlaşıldığı, sanığın bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın sübuta ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılanmayı gerektirmeyen bu hususlarda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin c bendinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.