Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/13684 E. 2016/6174 K. 07.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13684
KARAR NO : 2016/6174
KARAR TARİHİ : 07.04.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Davacı 3. kişi vekili, 09.01.2013 tarihinde haczedilen makinenin müvekkiline ait olduğunu, 23.08.2012 tarihli fatura ile …’den satın alındığını ve ödemelerinin de çeşitli tarihlerde yapıldığını belirterek, istihkak iddialarının kabulüne, makineler üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, haczedilen menkullerin borçluya ait olduğunu, haciz mahallinde borçluya ait evrak bulunduğunu, haciz adresinin çekteki kaşede yazılı adres olduğunu, borçlunun faaliyette bulunduğu adresi kapatmasının, borcun doğumuna oldukça yakın bir tarihte gerçekleştiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı-borçlu şirketin …’ta bulunan şubesini borcun doğumundan sonra kapattığı, haciz mahallinde borçlu şirkete ait belgelerin bulunduğu ve bu hususun haciz tutanağına kaydedildiği, haciz tutanağının İİK’nun 8/son maddesi gereğince aksi sabit oluncaya kadar muteber belgelerden olduğu, aksi davacı-üçüncü kişi şirket tarafından ispatlanamadığı, gibi davacı-üçüncü kişi şirketin aksi yönde bir beyanı veya iddiası da bulunmadığı, kaldı ki iştigal sahaları itibarı ile benzeşen (yaş sebze-meyve alım satımı, konservecilik, nakliye gibi) borçlu şirket ile 3. kişi şirketin ortaklarından ikisinin aynı kişiler olduğu, şirket merkezlerinin de aynı adreste ve komşu iki işyeri olarak kurulu bulunduğu, tüm bu maddi ve hukuki olgular birlikte gözetildiğinde, davalı-borçlu şirketin alacaklılarından mal kaçırmak amacı ile örtülü bir şekilde …’ta bulunan şube işyerini davacı-üçüncü kişi şirkete devrettiğinin kabulü gerektiği, eş deyişle, İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, bu karinenin aksinin davacı üçüncü kişi şirket tarafından ispat edilemediği, davacı üçüncü kişi şirketin dayandığı, her kişi adına düzenlenmesi mümkün olan faturanın mülkiyet karinesinin aksini ispat için yeterli olmadığı, üstelik söz konusu faturanın borcun doğum tarihinden sonraki tarihli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı 3. kişi ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davası niteliğindedir.
1- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davalı alacaklının vekalet ücretine, davacı 3. kişinin de harca yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir (HMK md. 326/1). Davacı 3. kişinin davası reddedildiğine göre; davalı alacaklı yararına, karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca istihkak davasına konu hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda takibe konu alacak miktarı, 40.000 TL olup, hacizli malların değeri ise 90.000 TL’dir. Takibe konu alacak miktarı, hacizli malların değerinden daha az olduğundan davalı alacaklı yararına bu miktar üzerinden hesap edilecek nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekir. Öte yandan, davanın reddine karar verildiği halde, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun Yargı Harçları başlıklı (1) sayılı tarifesinin, III. Karar ve ilam harcı bölümünün 2/a fıkrası uyarınca maktu karar ve ilam harcı alınmalıdır. Belirtilen bu hususlar dikkate alınmadan davalı alacaklı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi yerine, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi ve davacı 3. kişinin maktu karar ve ilam harcıyla sorumlu tutulması gerekirken, söz konusu harcın nispi olarak alınmasına karar verilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki yapılan bu yanlışlıkların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK’nun ek Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının harca ilişkin 3. bendi ile vekalet ücretine ilişkin 4. bendinin hükümden tamamen çıkarılmasına, yerine 3. bent olarak “Peşin alınan harçtan, alınması gereken 25,20 TL maktu karar ve ilam harcının indirilmesi ile fazla alınan harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine” ibaresinin; 4. bent olarak da, ”Takibe konu alacak miktarı olan 40.000 TL üzerinden karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 4.700 TL vekalet ücretinin davacı 3. kişiden alınarak davalı alacaklıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 4,00 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.