YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11205
KARAR NO : 2015/24274
KARAR TARİHİ : 27.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, müştekinin dükkanına giderek müştekinin babasını sorduğu, müştekinin, babasının az sonra geleceğini söylediği, sanığın, müştekinin babası ile telefon görüşmesi yapıyor gibi davrandığı ve müştekiye kendisini muhasebeci olarak tanıttıktan sonra babasının kendisine 30 TL vermesi gerektiğini söylediği, müştekinin de buna inanarak söz konusu parayı sanığa verdiği, daha sonra babasıyla konuştuğunda durumu anladığı, sanığın suçunu ikrar ettiği, böylece sanığın hileli hareketler yaparak katılan aleyhine haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve müşteki beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini
2-Sanık hakkında belirlenen hapis cezasının ve temel gün adli para cezasının, adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan kanun maddesi olan TCK’nın 52/2. maddesinin gösterilmeyerek 5271 sayılı CMK’nın 232/6. maddesine aykırılık oluşturulması,
3-5237 sayılı TCK’nın cezaların toplanması kuralına yer vermediği dikkate alınarak ve sanık hakkında hükmolunan her bir cezanın diğerinden bağımsız olduğu gözetilmeden TCK’nın 157/1. maddesi kapsamında verilen 2.000 TL ve 60 TL’nin toplanmasına karar verilerek sonuç olarak 2.060 TL adli para cezasına hükmedilmesi,
4-5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesine göre; kararda, para cezasının yirmi dört eşit taksitle ödenmesine karar verildiği halde, taksit aralığının açık bir şekilde gösterilmemiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”12 gün”, ”4 gün”, ”3 gün” ve ”60 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ”5 gün”, ”1 gün”, ”1 gün” ve ”20 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi ve hükmün ilgili kısımlarına “TCK’nın 52/2” ibaresinin yazılması; cezaların toplanarak sanığın 2.060 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkartılarak, yerine, “adli para cezaların ayrı ayrı infaz edilmesine” denilmek ve hükmün ilgili kısmına “adli para cezasının birer ay arayla yirmi dört eşit taksitle ödenmesine” ifadesi yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.