Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/27182 E. 2016/8300 K. 21.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/27182
KARAR NO : 2016/8300
KARAR TARİHİ : 21.03.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalıya farklı tarihlerde 40 adet (26.000,00 TL) cumhuriyet altınını ve 3.000,00 TL parayı elden borç olarak verdiğini, 18.500,00 TL’yi ise davalının icra borcunu ödemek suretiyle davalının 47.500,00 TL borçlandığını, ancak davalının anılan borçlarını ödemediğini ileri sürerek 47.500 TL’nin davalıdan alınarak yasal faizi ile birlikte tarafına iadesine karar verilmesini istemiştir. Davacı, 18.500,00 TL’ye ilişkin talebini, …. İcra Müdürlüğünün 2009/3639 esas sayılı dosya borcunun ödendiğine ilişkin rücu belgesine dayanmak suretiyle 18.177,41 TL olarak daraltmıştır.
Davalı, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını savunmuş, yargılama sırasında ise davaya konu altın borcunun ödendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, savunmaya itibar edilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, eldeki davada, davalıya farklı tarihlerde 40 adet cumhuriyet altınını elden borç olarak verdiğini, davalının 40 adet altın karşılığı 26.000,00 TL borcu olduğunu ve ödenmediğini ileri sürmüş, davalı ise cevap dilekçesindeki yazılı beyanında davacıyla herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığını savunmuş ise de yargılama sırasında, davaya konu altın borcunun, 35.000,00 TL olarak 08.08.2011 tarihli havale ile ödendiğini savunarak davanın reddini dilemiş, mahkemece, dava konusu 40 adet cumhuriyet altının davalıya borç verildiğinin kanıtlandığını, ancak davaya konu altın borcunun 8.8.2011 tarihli 35.000 TL olarak havale ile borcun fazlasıyla ödendiğini kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, davacı 40 adet altını davalıya borç verdiğini ielri sürmüş, davalı cevap dilekçesinde borç ilişkisini kabul etmemekle birlikte, yargılama sırasındaki ilk celsede 8.8.2011 tarihli 35.000 TL’lik havale ile altın borcunun ödendiğini savunmuştur. Davalının bu savunmasına karşı davacı, sunulan bu havale dekontunun, dava konusu altın borcu ile ilgisi olmayan bir belge olduğunu ileri sürmüş olup, davacının bu beyanı gerekçeli inkâr (vasıflı ikrar) niteliğindedir. Öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkar), bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükü davalıdadır. Başka bir anlatımla davacı, davalıya 40 adet cumhuriyet altını verdiğini kanıtlamış ve davalının ödeme savunmasına karşı gerekçeli inkârda bulunmuştur. Davalı ise, 26.000,00 TL değerinde olan altın borcunu, 8.8.2011 tarihli 35.000 TL’lik ”… borcuna istinaden” açıklamalı havale ile ödediğinin kabulü mümkün değildir. O halde, somut olayda, ispat yükü davalıda olup, davalı dava konusu 40 adet cumhuriyet altınına ilişkin borcunu ödediğini ispat etmekle yükümlüdür. Dosya kapsamı itibariyle, davalının ödeme iddiasını yasal delillerle ispatlayamadığı açıktır. Hal böyle olunca, mahkemece, davacının 40 adet cumhuriyet altını bedelini isteyebileceği düşünülmeksizin, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davacı, eldeki davada ayrıca, davalının takip borçlusu bulunduğu … İcra Müdürlüğünün 2009/3639 esas sayılı takip dosyasına, davalı-borçlu ait para borcunu ödediğini ve buna ilişkin icra müdürlüğünden 18.177,41 TL’lik rücu belgesi aldığını, ancak davalının bugüne kadar bu bedeli ödemediğini ileri sürerek, rücuan alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, bu talep yönünden, dosyada dava konusu bedelin davalı … tarafından yatırıldığının kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “resmî belgelerle ispat” başlıklı 7. maddesinde “ Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur.” hükmüne yer verilmiştir. Davacı da, … İcra Müdürlüğünün 2009/3639 esas sayılı dosyasından alınan 29.8.2011 tarihli “Rücu Belgesi” başlıklı “dosya borcu olan 18.177,41 TL … tarafından dosyamıza ödenmiştir borcunun ödenmiş olup, iş bu belge istek üzerine verilmiştir” ifadelerinin yer aldığı resmi belgeye dayanmış olup, davacı taraf bu belge ile 18.177,41 TL alacağını kanıtlamıştır. O halde mahkemece, bu talep yönünden de davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yanlış değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddi ile 2 ve3.bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.