Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/14094 E. 2016/11000 K. 20.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14094
KARAR NO : 2016/11000
KARAR TARİHİ : 20.04.2016

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalı … Mobilya Tic. A.Ş. vekilleri avukat …, avukat … ile davacı … Emlak Ltd. vekili avukat …’ın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, emlak alanında faaliyet gösterdiğini, davalıya ait fabrika ile arsasının satışı için 25.02.2012 tarihinde davalı ile aracılık sözleşmesi imzaladıklarını, aracılık faaliyeti kapsamında davalı satıcı ile dava dışı alıcı şirketi bir araya getirip 06.03.2012 tarihinde gayrımenkul satışı için sözleşmenin imzalandığını, davalı satıcının sonradan bu sözleşme kapsamında taşınmazı satmaktan vazgeçtiğini ve akabinde de 09.04.2012 tarihinde taşınlazı başka bir şirkete sattığını, davalının alıcı ve satıcının ödeyeceği hizmet bedeli ile cezai şartı ödemesi gerektiğini ancak şimdilik 43.000.Euro + KDV olmak üzere 50.740.Euro hizmet bedeli ile hizmet bedelinin 6 katı olan cezai şart bedeli olarak 258.000.Euro olmak üzere toplam 308.740.Euro’ nun davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 06.03.2012 tarihli sözleşmenin 7. maddesinde satıştan vazgeçen tarafın, aracının hizmet bedeli tutarını %6 olarak ödemeyi kabul ettiğinin kararlaştırıldığını, bunu kabul ettiklerini ancak hizmet bedeli olarak %1 + KDV ile ayrıca bunun altı katı cezai şartın istenmesinin sözleşmeye uygun olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 250.000.Euro cezai şart ile 43.000.Euro hizmet bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır.
Öyle ki, İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesinde hüküm fıkrasında nelerin yer alacağı açıklanmış; 297. maddenin 2. fıkrası ile “Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmü getirilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, açıklanan yasal düzenleme gözetilmeyerek Mahkemece, hüküm fıkrasında cezai şart yönünden“…250.000.Euro cezai şart alacağının davalıdan tahsiline…” yazmasına rağmen gerekçe kısmında “… davalının cezai şart olarak hizmet bedeli olan 43.000.Euro’ nun 6 katı olan 258.000.Euro ödemekle yükümlü olduğu…” yazıldığı, böylece gerekçede tefhim edilen hükme aykırı hüküm kurularak gerekçe ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297. maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre, temyiz eden davalının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2. bent gereğince temyiz eden davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 11.456,99 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.