YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4212
KARAR NO : 2016/14889
KARAR TARİHİ : 21.06.2016
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, bakiye maaş alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 10/04/2009-24/08/2011 tarihleri arasında davalı işyerinde özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesini bildirim sürülerine uyarak 17/08/2011 tarihinde feshettiğini, ameliyat olduğunu, rapor süresi bitiminde çalışabilecek durumda olmamasına rağmen çalışmaya zorlandığını, bu nedenle de ameliyat yarasının enfeksiyon kaptığını, tedavi süresinin uzadığını ve davacının sıkıntılarının arttığını, davacının haksızlığa uğradığını, davalı şirketin uyguladığı tüm bu zorlamalar karşısında 17/08/2011 tarihli istifa dilekçesiyle işten ayrılmak istediğini bildirdiğini, ihbar sürelerine uyarak çalışmaya devam ettiğini, 24/08/2011 tarihi itibariyle bir daha işe gelmemesinin söylendiğini ve bu tarih itibariyle fiili çalışmasının sona erdiğini, 19 günlük bakiye maaş alacağı, 12 günlük yıllık ücretli izin ve fazla çalışma ücretleri ödenmediğinden …. 13.Noterliğinin 03/10/2011 tarih ve 25572 yevmiye no.lu ihtarnamenin gönderildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ve bakiye maaş alacağını talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı davacının 10/04/2009 tarihinde güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başladığını, 17/08/2011 tarihinde istifa dilekçesini sunduğunu ve 24/08/2011 tarihinde iş sözleşmesini sona erdirdiğini, davacının defalarca vardiyasını değiştirmek suretiyle çeşitli gerekçelerle izin istediğini, şirkette gelmeyen kişilerin yerine çalışabilecek eleman mevcut olsa da çalışan sayısının fazla olması nedeniyle sürekli vardiyalarda değişiklik yapılması ve her zaman ikame eleman bulunmasının söz konusu olmadığını, davacının kanun tarafından yakınlık kapsamına alınmayan kişiler için defalarca izin istediğini, davacının yerine ikame edilecek eleman olmadığından izin talebinin reddedildiğini, rapor süresinin bitiminde görevine başladığını, davacı çalışamayacak durumda olduğunda sağlık raporu alması gerektiğini, davacı iddialarının, kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için haklı nedenle fesih sebebi oluşturmadığını, yalnızca bir haftalık ihbar süresini tamamladığını savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK’nun 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden söz edilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının kıdem tazminatı talebi kabul edilmiş ise de, davacının iddiası, davalının savunması üzerinde durulmamış, deliller tartışılmamış, maddi olay saptanmamış ve kıdem tazminatının kabulü yönünden fesihle ilgili bir değerlendirme yapılmaksızın gerekçesiz karar yazılmıştır. Gerekçesiz karar yazılması, adil yargılanma hakkının ihlalidir. Kararın salt bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, sair yönleri incelenmeksizin yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 21/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.