YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8387
KARAR NO : 2016/7140
KARAR TARİHİ : 21.04.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların tüm temyiz itirazlarının reddine;
2- Davacının temyizine gelince;
Davacı, davalı işyerinde 10/03/2006-21/02/2012 tarihleri arasında geçen, eksik ve başka işyerlerinde bildirilen çalışmalarının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacının 26/12/2009-19/02/2012 tarihleri arasında davalı işyerinde tam gün süreyle çalıştığı, bu dönemde kuruma bildirilmeyen sürelerde davacının sigortalı sayılması gerektiği, davacının 22/07/2009-25/12/2009 tarihleri arasında başkaca işyerlerinde çalışma kaydının olması nedeni ile bu dönem açısından hizmet tespitinin hak düşürücü süre oluşacağı gerekçesi ile Davanın kısmen kabulü ile, Davacının 26/12/2009 ve 19/02/2012 tarihleri arasında davalı işyerinde tam gün süre ile çalıştığı, bu dönemde kuruma bildirilmeyen sürelerde davacının sigortalı sayılması gerektiğinin TESPİTİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine, tespitine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten; sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak sigortalılıktan söz edilemez.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. Maddesinde ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. Maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki Kayıt ve belgelerin incelenmesinden, davacının davalı işyerinden 07.10.2010-23.11.2010 tarihleri arasında sigortalı bildiriminin yapıldığı; Ancak davacının tespitini istediği dönemde dava dışı 1052430 sicil sayılı işyerinde 26.04.2008-30.04.2008 döneminde, 1059470 sicil sayılı işyerinde 22.07.2009-25.12.2009 döneminde geçen bir kısım çalışmalarının davalı Kuruma bildirildiği, bu işyerlerinin dosyalarının getirtilmemesi nedeniyle davalı işyeri ile irtibatlarının olup olmadığının anlaşılamadığı, bordro tanıklarının, davalı tanıklarının, komşu işyeri tanıklarının ve bordro tanıkları olan davacı tanıklarının genel olarak davacının kesintisiz olarak 2006 yılından itibaren davalı … yanında çalıştıklarını doğruladığı, mahkemece davacının 22/07/2009-25/12/2009 tarihleri arasında başkaca işyerlerinde çalışma kaydının olması nedeni ile bu dönem açısından hizmet tespitinin hak düşürücü süre oluşacağı gerekçesi ile reddedildiği, ancak davacının diğer işyerlerinde çalışmadığı iddiası olmasına rağmen diğer işyerlerindeki çalışmanın gerçek olup olmadığının araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacının davalı yanında sigortalı olarak eksik bildirim yapıldığı, davacının iddiasına göre davalı şirket tarafından başka işverenler nezdinde sigortalı gösterilmesine rağmen kesintisiz olarak çalışmalarının davalı … nezdinde geçtiğini beyan ettiğine ve bordro ve komşu işyeri tanıklarının da doğruladığına göre dava, davacı adına hizmet bildirimi yapılan tüm işverenlerin hak alanını ilgilendirmekte olup, bunların davaya dahil edilmemesi ve davalı şirket ile davacı adına hizmet bildiren işverenler arasında organik bağ bulunup bulunmadığı, diğer işverenlerin bordro tanıklarının dinlenerek davacının gerçekte çalışmasının nerde geçtiği araştırılmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca uyuşmazlık konusu dönemin tamamında davalı işyerinde çalışması bulunan tanıklar ile komşu işyeri tanıkları dinlenmiş ancak diğer işyerlerinde çalışması bulunan tanıklar dinlenmemiş olup, dinlenen tanık beyanları hüküm kurmaya elverişli değildir.
Yapılacak iş, uyuşmazlık konusu dönemde davacı adına hizmet bildirimi yapan tüm işverenleri taraf haline getirip, gösterecekleri delilleri toplamak, ilgili ticaret sicil memurluğuna yazı yazılarak ve gerekli araştırmayı yaparak davalı işveren ile davacı adına hizmet bildiren işverenler arasında organik bağ olup olmadığını tespit etmek, işyeri dosyalarını ve tüm dönem bordrolarını getirtmek, diğer işyerlerinin hangi tarihler arasında faal olduğunun işyeri dosyaları, vergi kayıtları, oda kayıtları ve zabıta marifetiyle araştırmak, tespiti istenen dönemde çalışması bulunan dahil edilecek işyerlerinin bordro tanıklarını tespit ederek re’sen seçilecek bu tanıkları dinlemek, bordrolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya bunların tanıklığıyla yetinilmediği taktirde, SGK ilgili il müdürlüğünden, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle dahil edilecek işyerlerine o tarihte komşu olan işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile sürekli bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, sadece davalı yanında kesintisiz çalıştığı ortaya çıkarsa 2009 öncesinin hak düşürücü süreye uğramayacağı gözetilerek ve diğer çalışmaların iptaline karar verilmek suetiyle mükerrer hizmet oluşturmayacak şekilde toplanan deliller ışığında varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Kabule göre de; konusu aynı olan aynı nedenle kısmen reddedilen davada, davalılar yararına tek vekalet ücreti hükmedilmesi yerine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden taraflardan …’a yükletilmesine, 21.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.