Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/15930 E. 2016/8574 K. 31.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15930
KARAR NO : 2016/8574
KARAR TARİHİ : 31.05.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki adi ortaklığın varlığının tespiti, fesih, tasfiye ve alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan … vekili tarafından (hükmün Onanması talepli) istenilmekle; daha önceden belirlenen, 31/05/2016 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davacı asil … geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve davacı asil …’ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların 2002 yılından bu yana “…. şirketinin ortakları olduğunu, taraflar arasında yapılan sözlü anlaşma gereğince ortaklıkta, davalı …’ün %70, diğer davalı ortak … ile müvekkilinin %15 er hissesinin bulunduğunu, 2010 yılında müşteriden gelen bir ödemenin paylaşımı hususunda taraflar arasında mutabakata varılamaması nedeniyle davalı …’un, müvekkilinin şirket merkezine girişini engellediğini, müvekkilinin şirket ortağı olmasına rağmen resmi kayıtlarda şirket çalışanı olarak görünmesini fırsat bilerek müvekkiline iş akdinin feshine yönelik ihtar gönderdiğini, tüm bu yaşananlardan sonra taraflar arasında adi ortaklığın devamının imkansız olduğunu belirterek; taraflar arasında 2002 yılında kurulup, 2004 yılında resmi açılışı yapılan .. adi ortaklığının varlığının tespiti ile ortaklığın haklı nedenle feshine, şirket bilançosu çıkartılarak ortaklığın tasfiyesine, kâr payı ve tasfiye sonucu elde edilecek gelirin müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak, şimdilik 25.000,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin … Hukuk Mahkemesi olduğunu, taraflar arasında adi ortaklık olmadığını, davacı ile diğer davalının müvekkilinin yanında sigorta ve prim usulü çalıştığını bildirerek; davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili duruşmadaki beyanında; müvekkili ve davacının, davalı …’un yanında maaş ve prim karşılığı sigortalı olarak çalıştığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacının adi ortaklığın varlığını yasal delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; adi ortaklığın varlığının tespiti, haklı nedenle feshi, şirket bilançosu çıkartılarak tasfiyesi ve alacak istemine ilişkindir.
Temyize konu uyuşmazlık; taraflar arasında adi ortaklık bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir (HMK m.190)
Kural olarak, adi ortaklık ilişkisinin geçerliliği herhangi bir şekle bağlı değildir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri bir sözleşme olup, adi ortaklık ilişkisi mutlaka sözleşme temeline dayanır. Adi ortaklık sözleşmesi yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir. Ancak, ihtilaf çıktığında, adi ortaklık ilişkisinin varlığını ispat yükü iddia edene düşer.
Somut olayda davacı taraf, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi olduğunu ve bunun sözlü sözleşmeye dayandığını iddia ettiğine göre iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya kapsamından davacının iddialarını ispat için, İş bankasının 1035979576 numaralı hesabının 2004-2010 yılları arasındaki hesap dökümünü, hak edişleri gösterir … kayıtlarını sunduğu ve …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/521 E. sayılı dosyasında tanık olarak dinlenen …yeminli beyanına dayandığı anlaşılmaktadır.
Davalı …,Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2007/521 E. sayılı dosyasının 23.10.2008 tarihli celsesinde yeminli olarak verdiği ifadesinde; “…ben davacı ….simli şirketin ortağıyım. 2002 tarihinden itibaren ve halen de ortaklık devam etmektedir…” şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkeme önünde yapılan beyan altındaki imza inkar edilmediğine göre, bu beyan davalıyı bağlar.
Davalı …’un yukarıda yazılı beyanı, banka kayıtları, internet sitelerinde ortaklığa yönelik çıkan haberler, telif ücretlerinin paylaşımını gösterir … kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin varlığının kabulü gerekir.
Hal böyle olunca mahkemece; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin olduğunun kabulü ile işin esasına girilerek davacı ve davalının karşı delilleri toplanarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, adi ortaklığın ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.