Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/33123 E. 2016/7451 K. 14.03.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/33123
KARAR NO : 2016/7451
KARAR TARİHİ : 14.03.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, takip konusu senedin sözleşme kapsamında düzenlenerek verildiğini ileri sürerek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Borçlunun, takip dayanağı bononun sözleşme nedeniyle verildiğine yönelik başvurusu, İİK’nun 170/a maddesi kapsamında şikayet değil, borca itiraz niteliğinde olup, itiraz hakkında İİK’nun 169/a maddesine göre inceleme yapılması gerekir. Bu durumda olayda İİK’nun 170/a-son maddesi hükmünün uygulama yeri bulunmadığından mahkemenin bu yöndeki gerekçesi doğru görülmemiştir.
Borçlunun itirazının İİK’nun 169/a maddesi gereğince incelenmesinde;
Takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir (HGK’nun 14.03.2001 tarih ve 2001/12-233 E, 2001/257 K. sayılı ve yine HGK’ nun 20.06.2001 T. ve 2001/12-496 sayılı kararları).
Somut olayda, alacaklı tarafından imza edilen 12/10/2014 tarihli “sözleşme akti” başlıklı belgenin arka sahifesinde; “ön sayfada yer alan sözleşme akdine istinaden …’ya 30 Aralık 2014 tarihli 15.000,00 TL senet … tarafından verilmiştir” ibarelerinin yer aldığı görülmektedir. Mahkemece de kabul edildiği üzere, takibe konu senedin, borçlu tarafından ibraz edilen ve varlığı duruşmada alacaklı tarafça da kabul edilen, taraflar arasında imzalanan 12/10/2014 tarihli sözleşme kapsamında düzenlendiği açıktır. Söz konusu sözleşmenin taraflara karşılıklı edimler yüklediği tartışmasız olup, alacağın varlığı ve miktarı ile tahsilinin gerekip gerekmediği yargılamayı gerektirmektedir.
O halde, mahkemece, karşılıklı edimleri içeren sözleşme gereğince alacaklıya verildiği sabit olan senetten doğan alacağın varlığı ve miktarı ile tahsilinin gerekip gerekmediğinin yargılamayı gerektirdiği dikkate alınarak İİK’nun 169/a maddesi uyarınca borca itirazın kabulü ile takibin itiraz eden borçlu yönünden durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.