YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/24775
KARAR NO : 2015/34369
KARAR TARİHİ : 24.11.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, maliki olduğu taşınmazda inşaat yaptırdığı sırada davalının içinde bulunduğu maddi sıkıntıdan yararlanarak kendisinden bir taahhütname aldığını, bu taahhütnameye dayanarak hakkında tapu iptal tescil davası açtığını, oysa ki söz konusu belgenin muzayaka halinde verilmiş olduğundan gabin nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek, tapu iptal tescil davasının dayanağını teşkil eden 17.8.1999 tarihli belgenin hukuken geçerli olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan hallere dava şartları denilmektedir. Bu şartlar, dava açılabilmesi için değil, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için gerekli olan şartlardır. Hakim tarafından yargılamanın her aşamasında ve resen gözetilmesi gereken bir husus olduğundan, dava şartlarından birinin bulunmadığı tespit edildiği takdirde esas hakkında inceleme yapılmaksızın, davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi zorunludur.
Bir davada “hukuki yararın varlığı”, davanın konusuna ilişkin dava şartlarından biridir. Davacının, dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli olmayıp, ayrıca dava açmakta hukuki yararının da bulunması gereklidir. Dava ile erişilmek istenen amaç, aynı güvenle fakat daha basit bir yol ile gerçekleşebilecekse o konuda dava açılmasında hukuki yarar yoktur. Aynı şekilde görülmekte olan bir davada savunma olarak ileri sürülmesi mümkün olan bir hususun, ayrı bir dava konusu yapılmasında da korunmaya değer bir hukuki yarar yoktur.
Somut olaya bakılacak olursa; dava, 17.8.1999 tarihli taahhütnamenin iptali istemine ilişkin olup, davalı tarafından iş bu dava tarihinden önce söz konusu taahhütnameye dayalı olarak … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/65 esas sayılı dosyası üzerinden tapu iptal ve tescil davası açıldığı ve söz konusu davanın halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, bu davada ileri sürmüş olduğu hususları ve taahhütnamenin gabin nedeniyle iptali istemini, kendisine karşı açılmış olan tapu iptal ve tescil davasında ileri sürmesi mümkün olduğundan, bu konuda ayrı bir dava açmasında hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın, hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerekirken, yazılı şekilde, işin esası incelenerek, davanın esastan reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK’nun 438/son maddesi gereğince, sonucu itibari ile doğru olan hükmün gerekçesinin, yukarıda açıklandığı şekliyle değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, sonucu itibariyle doğru olan hükmün, gerekçesinin değiştirilerek ONANMASINA, 24/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.