YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5671
KARAR NO : 2016/14305
KARAR TARİHİ : 17.11.2016
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin iptaline, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan bu sonuç, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı bulunmaktadır.
Davanın yasal dayanağı ise 506 sayılı Kanunun 80, 5510 sayılı Kanunun 88 ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi olup, davadaki sorunun bu maddeler ile birlikte değerlendirilerek çözüme kavuşturulması gerektiği ortadadır.5510 sayılı Kanun’un yürürlük süresiyle ilgili 108/1-c maddesinde, Kanun’un 88. maddesinin 01/07/2008 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
Davanın yasal dayanığını oluşturan 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinde sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkililerinin kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesinde de Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesinden farklı olarak, tüzelkişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici ve yetkilileri yanında, şirket yönetim kurulu üyelerini de sorumlu tutmaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davaya konu 2008/32580 numaralı takip dosyasında, dava dışı Talya anonim şirketin takip edilen borçların 2007 ve 2008 yıllarının muhtelif dönemlerine ait prim borçları olduğu, davacının dava dışı anonim şirketinde tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’ne göre tarihi itibariyle yötemi kurulu başkan vekili olduğu, davacının dava dışı şirketten beyoğlu 12. noterliğinin 04.09.2007 tarih yevmiye sayılı istifaname ile yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiği, tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’ne göre davacının 02.02.2009 tarihli dava dışı anonim şirketinin adres değişikliğine ilişkin yönetim kurul toplantısında yötemi kurulu başkan vekili olarak imzasının bulduğu anlaşılmaktadır
Bilindiği üzere; İrade ve beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk şeklinde tanımlanan muvazaa, pozitif hukukumuzda 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 19. maddesinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu’nun 19. maddesinde “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.” ifadeleri mevcuttur.
Davacı, noter kanalı ile yönetim kurulu başkan vekilliğinden istifa etmiş ise de 02.02.2009 tarihli şirket yönetim kurulunda yönetim kurulu başkan vekili olarak imzası olduğundan 506 sayılı Kanunun 80/12. maddesine göre prim borçlarından sorumlu olduğundan davanın reddi gerekir iken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.11.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
C.C