YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/13433
KARAR NO : 2016/16943
KARAR TARİHİ : 05.10.2016
Kasten yaralama suçundan suça sürüklenen çocuk …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 29/1, 31/3, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … Sulh Ceza Mahkemesinin 22/10/2010 tarihli ve 2008/374 esas, 2010/437 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresinde işlediği kasıtlı bir suçtan mahkumiyetine karar verildiğinden bahisle önceki hüküm açıklanarak anılan Kanun’un 86/2, 86/3-e, 29/1, 31/3, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 1.500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2014 tarihli ve 2014/612 esas, 2014/478 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 21.06.2016 tarih ve 2015/7188 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11.07.2016 tarih ve 2016/280007 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre; Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/8. maddesi uyarınca belirlenen denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı, aynı maddenin 11. fıkrasında ise denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla yeni suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı cihetle, somut olayda kasten yaralama suçuna ilişkin olarak 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5252 sayılı Kanun’un 9. maddelerine göre lehe olan 765 sayılı Kanun’un 102/4 ve 104/2. maddelerine göre hesaplanan yedi yıl altı aylık zamanaşımının, suçun işlendiği 27/08/2004 tarihinde işlemeye başlayıp, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 02/12/2010 tarihi itibariyle durduğu, kesin olarak verilen sonraki mahkumiyete konu suçun işlendiği 30/11/2012 günü yeniden işlemeye başlayarak suç ve hükmün açıklandığı 25/12/2014 tarihleri arasında dolduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre de, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 27/01/2016 tarihli ve 2015/33888 esas, 2016/1907 karar sayılı ilamında ihbar edilen hususlar yönünden yapılan incelemede;
1) Suç tarihinin 27/08/2004 olması karşısında, suç tarihinde yürürlükte olan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23/6. maddesinde yer alan “Çocuğun denetimli serbestlik süresi içinde işlediği hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç nedeniyle mahkûm olması veya yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, mahkeme geri bıraktığı hükmü açıklar.” şeklindeki kanun maddesi hükmün açıklanması için hapis cezasına mahkumiyet aradığından daha lehe olduğu gözetilerek bu kanun maddesinin uygulanması suretiyle, denetim süresi içinde para cezasına mahkum olan suça sürüklenen çocuk hakkında hükmün açıklanmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesinde,
2) Suç tarihi itibariyle, 08/07/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile değişiklikten önce 5237 sayılı Kanun’un 31/3. maddesindeki indirim oranının 1/2 olduğu cihetle suça sürüklenen çocuk lehine uygulama yapılarak 1/2 indirim yapılması yerine, anılan Kanun değişikliği sonrasındaki haline göre 1/3 indirim yapılarak fazla ceza tayininde,
3) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106/4 maddesindeki “Çocuklar hakkında hükmedilen adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde, bu ceza hapse çevrilemez.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, para cezasının ödenmemesi durumunda hapis cezasına çevrileceğine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; … Asliye Ceza Mahkemesinin 25/12/2014 tarihli ve 2014/612 esas, 2014/478 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4.maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA; müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 05.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.