Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2015/17972 E. 2016/11289 K. 27.09.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17972
KARAR NO : 2016/11289
KARAR TARİHİ : 27.09.2016

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davalılardan … hakkındaki davanın reddine, davalı vakıf hakkındaki davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vakıf vekili tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 27.09.2016 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davalı ile aleyhine temyiz olunan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve taraflardan kimsenin gelmediği anlaşılmakla işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldügünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin, davalı vakfa ait ait kesimhanede bulunduğu sırada kasabın elinden kaçan büyükbaş hayvanın vurması sonucunda yaralandığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 10.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemiş, 02.02.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat talebini 30.204 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vakıf vekili cevap dilekçesinde; müvekkili vakfın resmî kurumlardan izin alarak kurban kesim faaliyeti gerçekleştirdiğini, kurbanlıkların kurban kesmek isteyenler tarafından satıcıdan alındığını, vakfın sadece kesim hizmeti için kesimhânesini açtığını, kurbanların satıcının çobanı tarafından kesimhâneye getirildiğini, vakıf tarafından kesim işlemi sırasında kurban sahiplerinin beklemesi için kesimhânenin üst kısmında bulunan misafir salonunun hazırlandığını, davacının ise bu salonda beklemesi gerekirken kesim yerine inmesi nedeniyle yaralandığını, müvekkil vakıf hakkında savcılık tarafından açılan soruşturmada takipsizlik kararı verildiğini savunarak, davanın reddi istemiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davalının, diğer davalı vakıf ile bir bağının bulunmadığını savunarak, davanın husumet yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece; davalı vakfa ait kesimhaneye getirilen büyükbaş hayvanın kaçması sonucunda yaralanan davacıya atfı kabil bir kusurun bulunduğu hususunda bir delilin dosyaya yansımadığı, davalı Vakfın TBK’nun 55. maddesi gereğince davacının hesaplanan zararı 30.204 TL’nin tazmininden sorumlu olduğu, davalı …’nin olayla ve diğer davalı Vakıfla hukukî bağının bulunmadığı gerekçesiyle; davalı … hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davalı Vakıf aleyhine açılan davanın ise kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vakıf vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı vakfın hayvan bulunduran olarak kusursuz sorumlu bulunduğunun anlaşılmış olmasına göre, davalı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, davalı vakıf, davacının kesim işlemi sırasında kurban sahiplerinin beklemesi için hazırlanan misafir salonunu terk edip kesim yerine inmesi nedeniyle yaralandığını savunmuştur. Mahkemece, davalı tarafın savunması üzerinde durulması ve bu durumun davacı yönünden bölüşük kusur oluşturup oluşturmayacağının tespiti amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler refakate alınarak keşif yapılması suretiyle ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı, Adli Tıp Kurumu Kanununun 15. maddesine göre; Adli Tıp Genel Kurulu, İhtisas Kurulları ve İhtisas Daireleri tarafından verilip de kanaat verici nitelikte bulunmayan konuları inceleyip kesin karara bağlamakla görevlidir. Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan ve hükme esas alınan 28.05.2014 tarihli raporda; davacıya ait grafilerin incelenmesinde yüksekten düşme nedeniyle oluşan kalkaneus kırığının kaynadığı, ayakbileği eklem aralığının düzgün olduğu belirtilmiş, ancak nedeni belirtilmeden davacının % 9,3 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş olduğu bildirilmiştir. Bu haliyle rapor kanaat verici nitelikte değildir. Nitekim, davalı taraf, vermiş olduğu itiraz dilekçesinde raporun kanaat verici nitelikte bulunmadığı gibi kendi içerisinde çelişkili olduğunu ileri sürmüştür. Bu nedenle, mahkemece Adli Tıp Genel Kurulu’na müracaatla oradan alınacak rapor dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, itirazın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bu nedenlerle yerinde olan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.