YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/27353
KARAR NO : 2016/14195
KARAR TARİHİ : 13.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ve davacı idarenin temyizine ilişkin isteminin reddine dair yukarıda gün ve sayıları yazılı ek kararın Yargıtay’ca incelenmesi, davacı idare vekilince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı idare vekilince temyiz edilmiş; süresinde yapılmayan temyiz başvuru dilekçesinin mahkemece reddine dair verilen ek karar, süresinde yine davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.Yapılan incelemede;
Tebligat Kanununun 17.maddesi gereğince; Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde, tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Sözü edilen kanunun 20. maddesinde ise; “13,14,16,17 ve 18’inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın (Değişik ibare: 4829 – 19.3.2003 / m.4) “adı ve soyadı” tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir…”hükümleri düzenlemiş, Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddesinde de daimi memur ve müstahdemlere tebligat yapılmasının, muhatabın adreste bulunmaması koşuluna bağlı olduğunu ve aynı yönetmelik 29. maddesi; “21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar.” hükümlerini düzenlemiştir.
Temyiz eden vekiline, gerekçeli kararın, iş adresinde, yanında çalışanın imzasına 30.04.2015 tarihinde tebliğ edildiği, ancak muhatabın adreste bulunup bulunmadığına, geçici olarak başka yere gittiği beyan olunmuş ise hangi sebeple geçici olarak başka yere gittiğine dair bir kaydın mazbataya işlenmediği anlaşılmıştır.
Bu durumda tebligat usulüne uygun olmadığından, tebliğ tarihi öğrenme tarihi olup, temyiz isteminin reddine ilişkin 8.10.2015 günlü ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra yapılan incelemede;
Bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Taşınmazın arsa niteliğinde kabulü doğrudur.Ancak;
1-Dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın zaruret olmadıkça yakın bölgelerden ve benzer yüzölçümlü olması ve dava konusu taşınmaz ile somut emsal olarak alınan taşınmazın, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m² değerlerinin karşılaştırılarak değer biçilmesi gerekir. Bilirkişi kurulunca somut emsal alınan taşınmaz 859,33 m² dava konusu taşınmaz ise, 53.711,98 m² yüzölçümlü olduğu gibi somut emsal olarak alınan taşınmazın Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan m² değeri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Vergi Dairesi’nden araştırılmadan ve satış akit tablosu getirilmeden, yapılan karşılaştırma ile değer tespit edildiğinden alınan rapor inandırıcı bulunmamıştır.
Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re’sen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi,
2-Dava konusu taşınmaz üzerindeki fıstıkların değeri belirlenirken, dava tarihi olan 2014 yılına ilişkin resmi veriler esas alınarak taşınmazdaki ağaçların yaşına göre, fıstıklığın dekar başına ortalama üretim miktarı 135 kg., ortalama satış fiyatının ise fıstıkta 24 TL/kg., alınarak muhtesat bedelinin tespiti gerektiği gözetilmeden, yüksek kabul edilerek ve arazinin niteliğine göre kapitalizasyon faiz oranının ise % 5 yerine % 4 alınarak, eksik inceleme ile fazla muhtesat bedelinin kabulü,
3-Dava konusu taşınmazın tapu kaydında EÜAŞ lehine irtifak şerhi tesis edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu irtifak hakkının taşınmazda meydana getireceği değer düşüklüğü yönünden bilirkişi kurulundan ek rapor alınıp, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden, eksik inceleme ile karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,13/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.