Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/4872 E. 2016/17687 K. 11.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4872
KARAR NO : 2016/17687
KARAR TARİHİ : 11.10.2016

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile fazla mesai ücreti, ücret ikramiyesi, performans teşvik ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle ; müvekkilinin 01/09/2005 tarihinde davalı işverenin Karaköy adresinde bulunan işyerinde çalışmaya başladığını, işyerinin 07/02/2012 tarihinde Maslak-Şişli adresine taşınması, fazla mesailerinin ödenmemesi, sigorta bildirimlerinin eksik ücret üzerinden yapılması nedenleriyle işten ayrılmak zorunda bırakıldığını, işten ayrılırken işverence ibraname imzalatıldığını, ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla mesai, ücret ikramiyesi, performans teşvik ücreti alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; davacının 01/09/2005 tarihli hizmet sözleşmesi gereğince …A.Ş.operasyon departmanında memur unvanı ile çalışmaya başladığını, Oyak emeklilik’in müvekkili şirket tarafından satın alınması üzerine 07/02/2012 tarihine kadar çalışmasını sürdürdüğünü, davacının istifa ederek işten ayrıldığını, istifa dilekçesinde istifa nedeni olarak şirket merkezinin taşınmasını gösterdiğini, işyerinde esnek çalışma saatleri uygulandığını, savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan deliller,tanık beyanları,bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde;davacının işyeri adresinin değişmesi ve ulaşım zorluğundan bahsederek istifa ettiği, ibranamede yasal haklarını saklı tuttuğu, davalı işyerinde 6 yıl 5 ay 6 gün hizmeti bulunan davacının tazminat hakkından vazgeçecek şekilde davranmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, işçi lehine yorum ilkesi de dikkate alınarak mevcut delil ve belgeler ile tanık beyanlarından ücret alacağı bulunan davacının haklı olarak iş akdine son verdiği kıdem tazminatına hak kazandığı 11/02/2014 havale tarihli hesap raporu ve davalı vekilinin rapora itirazı ve ıslah dilekçesine zamanaşımı itirazı üzerine bilirkişi tarafından 16/09/2014 havale tarihli ek rapor içeriği itibarıyla dosyadaki belgelere usul ve yasaya uygun olup mahkemece benimsendiğinden belirtilen miktarla sınırlı olarak kıdem tazminatı,fazla mesai ücreti, 2011 yılı maaş ikramiyesi, performans ve teşvik primi alacak taleplerinin kabulüne, fazla mesai alacağından takdiren %30 oranında indirim yapılmasına karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7 nci maddesinde, iş mahkemelerinde sözlü yargılama usulü uygulanır. Ancak 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447 inci maddesi ile sözlü yargılama usulü kaldırılmış, aynı yasanın 316 ve devamı maddeleri gereğince iş davaları için basit yargılama usulü benimsenmiştir.
Sözlü yargılama usulünün uygulandığı dönemde zamanaşımı def’i ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabilir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde 319 uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin iler sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, 1086 sayılı HUMK hükümlerinin uygulandığı dönemde, ıslah dilekçesinin tebliğini izleyen ilk oturuma kadar ya da ilk oturumda yapılan zamanaşımı defi de ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamada, 317/2 ve 319. maddeler uyarınca ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine iki haftalık süre içinde ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği kabul edilmelidir.
Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir.

1086 sayılı HUMK yürürlükte iken süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı define davacı taraf süre yönünden hemen ve açıkça karşı çıkmamışsa (suskun kalınmışsa) zamanaşımı defi geçerli sayılmakta iken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uygulandığı dönemde süre geçtikten sonra yapılan zamanaşımı definin geçerli sayılabilmesi için davacının açıkça muvafakat etmesi gerekir. Başka bir anlatımla 01.10.2011 tarihinden sonraki uygulamalar bakımından süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı define davacı taraf muvafakat etmez ise zamanaşımı defi dikkate alınmaz.
Zamanaşımı definin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesi de mümkündür (Yargıtay HGK. 04.06.2011 gün 2010/ 9-629 E. 2011/ 70. K.).
Somut uyuşmazlıkta davalı hem cevap dilekçesinde hem de bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmuş olup,mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda ıslaha karşı zamanaşımı itirazı değerlendirilerek 04.04.2014 ıslah tarihinden geriye 5 yıl gidildiğinde 04.04.2009 tarihine göre fazla mesai alacağı hesap edilmiştir.
Hükme esas kök raporda dava tarihi tarihi 04.05.2012 tarihinden geriye beş yıl gidildiğinde 04.05.2007 tarihinden öncesi alacaklar zamanaşımına uğramasına rağmen davaya karşı zamanaşımı itirazı değerlendirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş davalı vekilinin hem davaya hem ıslaha karşı yapmış olduğu zamanaşımı itirazlarının birlikte değerlendirilerek dava konusu işçilik alacaklarının hesap edilmesidir.
3-Mahkemece davacının performans teşvik primi alacağı olduğu kabul edilerek bu alacağa hükmedilmiştir. Tanık anlatımlarına göre performans teşvik priminin ödendiği anlaşılmaktadır. Ancak bu alacağın ödenmesine ilişkin kriterler ile davacının daha önceki dönemlerde aldığı ödemeler ve bu ödeme koşulları saptanmadan eksik inceleme ile bu alacağın hüküm altına alınması isabetsiz olup kararın bozulmasını gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.