YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/48653
KARAR NO : 2016/4227
KARAR TARİHİ : 16.02.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı üçüncü kişi ile banka arasında imzalanan tüketici kredi sözleşmesinde davalıların kefil olarak imzasının bulunduğunu, asıl borçluya ve kefillere gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, toplam 16.864,37-TL borcun tahsili amacı ile başlatılan takibe davalıların haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Taraflar arasındaki ihtilafın çözümünde 4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinde yer verilen “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez.” hükmü göz önünde tutulmalıdır.
Bu hükümle yasa koyucu alacaklının asıl borçluya başvurmadan kefile başvuramayacağını amaçlamıştır. Alacaklı asıl borçluya başvurup, alacağını tahsil edemediği, takibin semeresiz kaldığı, borçlu hakkında ödemeden aciz belgesi düzenlendiği takdirde kefile başvurup alacağının tahsilini isteyebilecektir. Tüketiciyi korumaya matuf yasanın bu hükmü, emredici nitelikte olup adi ya da müteselsil kefil ayrımı yapılmamıştır. Emredici hükümlerin mahkemece re’sen dikkate alınması zorunludur.
Somut olayımızda davacı, dava dışı asıl borçlunun borcunu ödememesi üzerine alacağın tahsili yönünde asıl borçlu ile birlikte davalılar aleyhine icra takibi yapmıştır. Hâlbuki davacının, davalı kefillerden henüz alacağını talep etme hakkı yasal olarak doğmamıştır.
Mahkemece, açıklanan bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davalıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 145,55 TL’şer harcın davalılara iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.