YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3326
KARAR NO : 2016/7289
KARAR TARİHİ : 09.05.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmesi üzerine; davanın niteliği gereği duruşma isteğinin reddiyle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz isteğinin incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların boşandıklarını, boşanma davası ile davalı lehine aylık 350 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, boşanmadan sonra davalının … makamlarından emeklilik denkleştirme talebinde bulunduğunu, bunun sonucu olarak davacının emekli maaşının yarısının davalıya aktarılmasına karar verildiğini, davalının 416 Euro civarında emekli maaşı almaya başladığını, davalının yoksulluğunun ortadan kalktığını ileri sürerek; yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; yurt dışındaki emeklilik haklarının denkleştirmesinin mal paylaşımına ilişkin olduğu ve yurt dışından bağlanan iradın yoksulluktan kurtaracak nitelikte olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanunun 176/3.maddesine göre; İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Somut olayda; tarafların 13.02.2009 tarihinde kesinleşen karar ile boşandıkları, davalıya aylık 350 TL yoksulluk nafakası bağlandığı, 2013 yılında …’da emeklilik haklarının denkleştirilmesi sonucu davalı kadının 400 Euro civarında maaş almaya başladığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Yerleşik Yargıtay’ın uygulamalarına göre, asgari ücret seviyesindeki gelirin yoksulluğu ortadan kaldırmadığı ilke olarak kabul edilmiştir (HGK’nun 1.5.2002 gün 2-397 E-339 K. Sayılı kararında olduğu gibi).
Her ne kadar; mal paylaşım mevzuatına göre davalı kadına maaş bağlansa da, davalının düzenli ve sabit bir gelire kavuşmuştur. Davalının yoksulluğu tamamen ortadan kalkmamakla birlikte durumunda bir miktar iyileşme olduğu, bu hususun nafaka miktarının tayininde nazara alınacağı gözetilmeksizin davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, tarafların sosyo-ekonomik durumları nazara alınarak yoksulluk nafakası miktarında hakkaniyete uygun bir indirim yapmaktan ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.