YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3019
KARAR NO : 2016/7001
KARAR TARİHİ : 03.05.2016
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı dava dilekçesinde; davalı ile aralarında görülen boşanma davası neticesinde, davalı lehine aylık 800 TL, müşterek iki çocuğu lehine ise aylık 400 ‘er TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, ancak kendisinin memur olarak çalışmakta iken 15.07.2015 tarihi itibariyle malulen emekli olduğunu, aylık gelirinin 1.298 TL’ye düştüğünü, boşanma davası ile hükmedilen bu nafakaları ödeyecek gücü kalmadığını, davacının ise babasından dolayı yetim maaşı aldığını belirterek, yoksulluk ve iştirak nafakalarının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davacı duruşmadaki beyanında ise; müşterek çocukları için hükmedilen iştirak nafakalarının azaltılmasını istemiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesi istemiştir.
Davalı duruşmadaki beyanında; yoksulluk nafakasının kaldırılması istemine bir itirazı olmadığını, ancak iştirak nafakasının azaltılması istemini kabul etmediğini beyan etmiştir.
Mahkemece, nafaka borçlusu davalının 2015 Haziran ayı itibariyle 3,541 TL maaş ile çalıştığı, velayet sahibi davalının 2015 aralık ayı itibariyle 1,373 TL maaş ile geçimini sağladığı, müşterek çocuklardan F..9. Sınıf öğrencisi, ..n 4. Sınıf öğrencisi olduğu gerekçesi ile tarafların sosyal ekonomik duruma göre davanın kısmen kabulüne ve davacı lehine taktir edilen 800 TL yoksulluk nafakasının davalının yoksulluk durumu ortadan kalktığından dava tarihinden geçerli olmak üzere yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, müşterek çocukların her biri için taktir edilen 400 TL iştirak nafakasının nafakanın başlangıç tarihi ile dava tarihi arasında tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında nafakanın azaltılmasını gerektirecek ölçüde olağanüstü değişim olmadığından iştirak nafakasının azaltılarak yeniden taktirine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
TMK’nun 328/1. maddesi gereğince ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK.182/2).
TMK’nun mad.176/IV hükmüne göre: “Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.” Aynı şekilde 331. madde uyarınca; “durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.”
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemelere göre, iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu gerektirmesi gerekmektedir.
Taraflar hakkında yapılan sosyal ekonomik durum araştırmasından; davacının 15/07/2015 tarihi itibari ile emekli olduğu ve aylık 1.300 TL emekli maaşı aldığı, emekli olmadan önce …. (kendi beyanına göre) çalıştığı ve çalıştığı dönemde aylık gelirinin 3.500 TL olduğu, yeniden evli olan davalının ise şimdiki eşinden bir çocuğu daha bulunduğu, davalının ise aylık gelirinin ..kaydına göre 1.300 TL olduğu, iki çocuğu ile birlikte yaşadığı ve aylık 400 TL kira gideri bulunduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacı tarafın nafakanın kaldırılması ve azaltılması talebini, dava tarihinden önce 15/07/2015 tarihi itibariyle malulen emekli olması ve aylık gelirinin 3.500 TL’den 1.300 TL’ye düşmesi iddiasına dayandırmış olmasına karşın mahkemece, tarafların sosyal ekonomik durumu hakkında, davalının emekli olmadan önce aldığı maaşa göre değerlendirme yapılması ve buna dayalı olarak hüküm kurulması uygun görülmemiştir.
Buna ilaveten, mahkemece, davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu maluliyet raporunun gerek ..’dan gerek davalının çalıştığını belirttiği…kurumundan sorularak davacının malulen emekli olup olmadığının saptanması, ayrıca davacının emekli olduktan sonra tekrar bir işte çalışıp çalışmadığı hususunun da araştırılarak, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, mahkemece bu yönler araştırılmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, mahkemece tarafların sosyal ekonomik durumuna göre iştirak nafakasının azaltılması isteminin yerinde görülmemiş olması durumunda da talebin reddine dair hüküm kurulması gerekirken, bu talep hakkında ” iştirak nafakasının azaltılarak yeniden nafaka taktirine yer olmadığına” şeklindeki ifade tarzı ile hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
O halde mahkemece, davacının iştirak nafakasının azaltılmasına ilişkin talebini 15/07/2015 tarihi itibariyle malulen emekli olduğu ve gelirinin düştüğü iddiasına dayalı olarak ileri sürdüğü gözönüne alınarak, davacının gelir ve maluliyet durumunun buna göre ayrıntılı olarak araştırılmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.