Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2015/14791 E. 2016/3012 K. 24.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14791
KARAR NO : 2016/3012
KARAR TARİHİ : 24.02.2016

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi’ne istinaden davalıya kredi kartı verildiğini, kart kullanımından doğan borcun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek davalıya ihtarname gönderildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin davalının itiraz etmesi üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve davalı hakkında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalı yan tarafından icra müdürlüğüne sunulan borca itiraz dilekçesinde borç ile birlikte imzaya da itiraz edilmiş olması sebebiyle davacının taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin varlığını ispat etmekle yükümlü olduğu, davacının tanınan kesin süre içinde sözleşme aslını dosyaya sunamadığı gibi davasını ispat edecek başka bir delilde bildirmediği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, banka kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, dava, kart çıkaran kuruluş (banka) tarafından açılmıştır.Dava 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce açılmış olup, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 44/2 maddesine göre; “Kart çıkaran kuruluşlar tarafından, kart hamilleri aleyhine açılacak davalara, 1086 sayılı HUMK’un görev ve yetkiye ilişkin hükümleri uygulanır.”
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 447/2.maddesinde, “1086 sayılı HUMK’a yapılan yollamaların, HMK’nın bu bölümlerinin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı “ HMK’nın 2. maddesinde, “dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemelerin aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu” hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, açıklanan görev hükümleri gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 24.02.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.