Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/15066 E. 2015/11597 K. 05.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15066
KARAR NO : 2015/11597
KARAR TARİHİ : 05.11.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) 51. ASLİYE
TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/03/2014
NUMARASI : 2012/16-2014/86

Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 51. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 06/03/2014 tarih ve 2012/16-2014/86 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl davada davacı Şirket ve A.. K.. birleşen davada ise davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20/10/2015 günü hazır bulunan asıl davada davacı-birleşen davada davalı ……Den. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve asıl davada davacı A.. K.. vekili Av. R.. D.. ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı ….. Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve asıl davada davalı E.. Y.. vekili Av. Yalçın Ünal dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi …….tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Çeşme Venedik hattında çalıştırmak üzere feribot satın almak istediğini, davalıların davaya konu feribotun yalnızca boyanıp, altının temizlenmesi, can yelekleri ile tarihi geçen yangın tüplerinin değiştirilmesi dışında bir eksiğinin olmadığını bildirdiklerinden geminin satın alınması hususunda davalı ile anlaştıklarını, gemiyi incelemek için bilirkişi tayin edilmemesi hususunda müvekkilinin ikna edildiğini, yine müvekkilinin sözleşme şartlarını inceleyemeden sözleşmeyi imzaladığını, 116.000 Euro kaporanın bankaya yatırıldığını, müvekkilinin ilanlar ile ilk seferinin 18.6.2004 tarihinde yapacağını bildirdiğini, ancak acentelerin gemiye yolcu vermeyeceklerini bildirdiklerini zira geminin daha önceki seferinde sorunlar yaşandığının bildirildiğini, davalıların geminin vasfı ve niteliklerini belirtmediklerini, sözleşmeye göre geminin zamanda teslim edilmemesi nedeniyle ve sözleşme içeriğinin hileli yollarla irade fesadı yaratması nedeniyle sözleşmenin butlan nedeniyle feshine, 116.000 Euro’nun 02.06.2004 tarihinden itibaren faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili E.. Y..’ın davada husumetinin bulunmadığını, davacının geminin klas kayıtlarını kontrol ve kabul ettiğini, gemiyi Tuzla Limanı’nda görüp beğendiğini, gemiyi bulunduğu haliyle kabul ettiği, bu hususlarında sözleşmeye açıkça yazıldığını, davacı tarafın gemiyi gününde teslim almadığı için bu tarihten sonra gemiye personel, yakıt, liman ücreti başta olmak üzere masraf yapıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İşbu dava dosyası ile birleştirilen mahkemenin 2006/429 esas sayılı dava dosyasında davacı Derin Denizcilik Ltd. Şti. vekili, davalıların gemi alım satım sözleşmesinden doğan sorumluluklarını yerine getirmediğinden sözleşmenin bu nedenle feshedildiğini, sözleşmenin feshi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığı ileri sürerek fazlaya ait talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000 Euro’nun davalıdan faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, zarar kalemlerini 09.04.2007 ve 12.06.2007 tarihli dilekçeleri ile açıklamıştır.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, sözleşmenin İngilizce düzenlenmesinin sözleşmenin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı, davacı – satıcı 14/06/2004 tarihli yazısı ile gemiyi teslim etmeye hazır olduğunu davacı – alıcıya ihtar ettiği, davacı – alıcı bu bildirime rağmen gemiyi teslim almadığı, davacı – alıcının gemiyi sözleşme koşullarında teslim almadığının 17/06/2004 tarihli hatırlatma ve 22/06/2004 tarihli protesto mektubu ile de sabit olduğunun değerlendirildiği, sözleşmeyi fesih hakkı olan ve bu hakkı kullanarak sözleşmeyi fesheden davacı – satıcının sözleşmenin 13.maddesine göre tarafına ödenen depozitonun lehine serbest kaldığı, davacı – satıcının sözleşmenin 13.maddesinin aleyhine yorumu suretiyle sadece menfi zararlarını talep hakkının olduğu ve menfi zararları toplamının 312.163,50 USD ile 362,50 Euro toplamından ibaret olduğu, davacı – satıcının fazlaya dair hakkı saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 Euro zararın tazmini istemi ile açtığı davada 312.163,50 USD’nin çapraz kur karşılığının 254.266,92 Euro ile 362,50 Euro faiz geliri zararı toplamı 254.629,42 Euro olduğunun saptandığı, sözleşmenin 2.maddesinde sözleşmenin doğru şekilde ifa edilmesini güvence altına almak için düzenlenen depozitonun sözleşmenin 13.maddesi ile birlikte yorumu suretiyle cezai şart mahiyetinde olduğu, davacı – satıcının talep edebileceği menfi zararının 138.629,42 Euro olduğu gerekçesiyle asıl davada davacı A.. K..’ın davasının aktif dava ehliyeti yokluğundan, davalı E.. Y.. hakkındaki davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, esas davada davacı Mavi Yolculuk Turizm Denizcilik Nakliyat Sanayi Tic. Ld Şti’nin davalı Derin Denizcilik Gemi Taşımacılık Sanayi Ticaret Ldt. Şti hakkındaki davasının reddine, birleşen davanın kabulü ile fazlaya dair hak saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 Euro’nun davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı şirket ve A.. K../birleşen davada ise davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacı şirket ile A.. K.. vekilinin asıl davaya yönelik olarak aşağıdaki 2 nolu, birleşen davada ise davalı vekilinin birleşen davaya yönelik olarak aşağıdaki 3 nolu bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Asıl dava, davacı Mavi Yolculuk Turizm Den. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin alıcı davalı …… Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin satıcısı olduğu, M/F Derin Deniz gemisinin satışına dair 02/06/2004 tarihli satış sözleşmesinin butlan nedeniyle feshi, ödenen 116.000 Euro depozitonun davalılardan müteselsilen tahsili, birleşen dava ise; davacı satıcının gemi satış sözleşmesinin haklı sebeple feshi sebebiyle doğan zararlarının tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karar Dairemizce “805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkındaki Kanun’un 1.maddesi gereğince, Türk tabiiyetindeki her nevi şirket ve müesseseler, Türkiye dahilindeki her nevi muamele, mukavele, muhabere, hesap ve defterlerini Türkçe tutmağa mecburdurlar. Bu itibarla mahkemece, Türkiye’de bulunan taraflar arasında İngilizce olarak düzenlenen sözleşmenin bu kanun kapsamında geçerli olup olmadığının tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak taraflar arasında yabancı dilde düzenlenen sözleşmenin geçerli olduğu sonucuna varılarak satıcı lehine olan sözleşme hükümlerinden hareketle asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, 805 sayılı İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe Kullanılması Hakkındaki Kanun’un 1.ve 4 maddesi hükmü açık olup, anılan yasal hükümler çerçevesinde taraf şirketler arasında yabancı dilde yazılmış sözleşme hükümlerine değer verilemeyeceğinin kabulü gerekir.Bu bağlamda mahkemece, asıl davadaki uyuşmazlığın BK. hükümleri çerçevesinde ele alınması ve tarafların hukuki durumunun bu çerçevede tayin ve takdir edilmesi gerekirken davaya dayanak sözleşme hükümlerine 805 sayılı yasa hükümlerine rağmen değer verilerek asıl davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın asıl davada davacılardan şirket yararına bozulması gerekmiştir.
3-Birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; işbu davada davacının sözleşmeyi feshinin haklı olması ve bu bağlamda yalnızca menfi zararını isteyebileceğine ilişkin değerlendirme ve kabuller ilkesel olarak isabetli ise de, dava konusu geminin satımına ilişkin kaçırılan fırsatlar ile geminin kiralanmasına ilişkin istemlerin geri çevrilmesinden kaynaklanan menfi zarar kalemlerinin aynı anda ve her ikisinin bir arada istenemeyeceği gözardı edilerek bu hususta yanılgılı değerlendirmeye dayalı olan bilirkişi kurulu raporunun mahkemece hükme dayanak yapılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı şirket ile A.. K.. vekilinin /birleşen davada ise davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davadaki hükmün davacı yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davadaki kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davalı-birleşen davada davacıdan alınıp, asıl davada davacı-birleşen davada davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.