Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/8901 E. 2015/12432 K. 23.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8901
KARAR NO : 2015/12432
KARAR TARİHİ : 23.11.2015

MAHKEMESİ : BİNGÖL SULH HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/01/2015
NUMARASI : 2010/71-2015/23

Taraflar arasında görülen davada Bingöl Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/01/2015 tarih ve 2010/71-2015/23 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan L.. C..’ın dava dışı B. Esnaf Kredi Kefalet Kooperatifi vasıtasıyla müvekkili Banka’dan 2.000,00 TL kredi çektiğini, diğer davalıların kredi sözleşmesinin sair borçluları olduğunu, kredinin geri ödemesinin borçlular tarafından ihlal edilmesi üzerine icra takibi başlatıldığını, aleyhine takip açılan borçluların borca ve imzaya itiraz etmeleri nedeniyle borcun tahsil edilemediğini ileri sürerek 5.000,00 TL kredinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı L.C. vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, kredinin kooperatif başkanı B.. B.. tarafından çekildiğini, müvekkilinin kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığının ceza yargılaması ile kesinlik kazandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı B.. B.., davanın zamanaşımına uğradığını, kooperatif başkanı sıfatıyla kredi sözleşmesini imzaladığından sorumluluğun kooperatife ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı H.. A.., kredi kullanmadığı ve sözleşmeye imza atmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davaya konu kredi sözleşmesinin, davalı B.. B.. ve bir kısım kooperatif üyelerince usulsüzlük ve sahte imza atılmak sureti ile düzenlendiğinin Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada dinlenilen sanık, müşteki ve tanık beyanları ve Yargıtay Bozma İlamında tespit edilen hususlar sonucunda anlaşıldığı, davalılardan L.. C.. ve H.. A..’ın kredi sözleşmesinden, icra takibinde yapılan tebligat üzerine haberdar oldukları, söz konusu kredi sözleşmesinde borçlu ve kefil olarak görünmekte iseler de kredilerin bu davalılarca kullanılmadığı, ayrıca kredi borcunun dava açıldıktan sonra davacı tarafından davalı B.. B..’ın gayrimenkulünün satılması ile tahsil edildiği gerekçesiyle davanın reddi ile yargılama giderlerinden dava açılmasına sebebiyet veren davalı B.. B..’ın sorumlu olduğuna karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.