Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2015/339 E. 2015/14731 K. 07.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/339
KARAR NO : 2015/14731
KARAR TARİHİ : 07.10.2015

Tebliğname No : 12 – 2014/187709
Mahkemesi : Enez Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 13/03/2014
Numarası : 2013/65-2014/29
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal

Özel hayatın gizliliğini ihlal ve ifşası suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, mahalli Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmedilen cezaların on yıl hapis cezasından aşağı olması nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 318 ve 5271 sayılı CMK’nın 299. maddeleri gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede:
TCK’nın 134. maddesinde iki ayrı fıkrada birbirinden bağımsız iki ayrı suç düzenlenmiş olup, sanık hakkında hem görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan, hem de görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan ayrı ayrı dava açılmasından dolayı, yerel mahkemece iki ayrı hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki, sanığın eylemlerinin ikiye bölünerek TCK’nın 134/1 ve 134/2. madde ve fıkraları uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesinin kanuna aykırı olduğundan bahisle hükmün bozulmasını öneren görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesinin TCK’nın 133/1. maddesinde; en az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesinin aynı Kanun’un 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlandığı, söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesi, TCK’nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylemin aynı Kanun’un 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesinin TCK’nın 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlandığı, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un 80. maddesi ile TCK’nın 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eyleminin suç olarak düzenlendiği,
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre; İlçe Halk Eğitim Müdürü olarak görev yapan sanığın, aynı ilçenin kaymakamı olarak görev yapan katılan tarafından 22.05.2013 tarihinde kaymakamlık makamına çağrıldığı, daha önceki görüşmelerinde katılanın kendisine hakaret ettiğini iddia eden sanığın, olay tarihindeki görüşme sırasında da benzer eylemlerde bulunulabileceği düşüncesiyle, üzerindeki cep telefonunun ses kayıt etme özelliğini açık bırakarak, içeri girdiği ve görüşme esnasında katılanın kendisine söylediği sözleri gizlice kaydettiği, yaklaşık bir hafta sonra, bir siyasi partiye mensup olan ve daha önce kendisini İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü olarak görmek istediklerini söyleyen tanıklar ziyaret için yanına geldiklerinde, katılanın kendisine hakaret ettiğinden söz ederek, 22.05.2013 tarihli ses kaydını tanıklara dinlettiği, akabinde konuşmalarının kaydedildiğini işiten katılanın 04.06.2013 tarihinde sanıktan şikayetçi olması üzerine, sanık hakkında başlatılan adli soruşturma kapsamında, sanığa ait cep telefonuna el konularak, şikayete konu ses kaydının kolluk görevlilerince çözümünün yapıldığı,
04.06.2013 tarihli tutanak içeriği ve tarafların beyanlarına göre; 1 dakika 12 saniyesi kaydedilen görüşme esnasında, sanığın, “İyi günler” sözünden sonra, kaymakam olan katılanın, “Ben şurada iki üç ay sonra gideceğim, kimseye tatsızlık filan çıkarmak istemiyorum. Benim canımı sıkmayın yani. Ben mülkiye görevi yapıyorum, 10-11 yıldır yöneticilik yapıyorum, bu kadar rezil bir milli eğitim görmedim. Onu bir kere söyleyeyim. Bu kadar konuşan bir milli eğitim de görmedim bu çerçevede….Hiçbir zaman siyasilerle birlikte olduğunu görmeyeceğim. Eğer görürsem parçalarım. Hem parçalarım, hem aşağılarım. Onun da asabını sinkaf ederim…Hiçbir şey yapmayacaksın. Bunların kararını ben veririm. Ben İlçe Milli Eğitim Müdürü yapacaksam, ben yaparım. Onlar yapamaz. Tamam? Ben yaparım. Onların kıçından mıçından ayrılacaksın…Hiç umurumda da değil yani, bana bir şey de yapamazlar. Hiç bir şey de yapamazlar yani.” şeklinde sözler söylediği, kaydedilen konuşma içeriğinin bir kısmının ise tespitinin mümkün olmadığı anlaşılmakla,
Kaydedilen konuşmanın sadece sanık ve katılan arasında geçmesi ve sanığın tarafı olduğu konuşmayı kaydetmesi nedeniyle TCK’nın 133/1. maddesinde tanımlanan kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun yasal unsurlarının somut olayda gerçekleşmediği belirlenerek yapılan değerlendirmede; sanığın, başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, katılanın kendisine karşı suç işlemekte olduğuna dair iddiasını ispatlama ve kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlama amacıyla katılanla aralarında geçen konuşmaları kayda alması nedeniyle hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı kabul edilemeyeceği gibi, görüşme sırasında, katılanın özel yaşam alanına dahil ve onun özel hayatının gizliliğini ihlal edecek bir husus kaydedilmediğinden, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun oluşmadığı, katılanın makam odasındaki aleni olmayan konuşmalarını gizlice kaydeden sanığın, bu ses kaydını, katılanın kendisine hakaret ettiğine dair iddialarına delil olarak yetkili adli makamlara vermek yerine, bir siyasi partinin mensubu olan tanıklara hukuka aykırı olarak dinleterek ifşa etmesinden dolayı 6352 sayılı Kanun’un 80. maddesi ile değişik TCK’nın 133/3. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanık hakkında görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de:
1- 6352 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile yapılan değişiklik uyarınca, sanık hakkında görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan hüküm kurulurken, TCK’nın 61. maddesine uygun olarak, önce sanığın sübut bulan eylemine ilişkin TCK’nın 134/1. maddesinin 1. cümlesi gereğince, “bir yıldan üç yıla kadar” temel hapis cezası belirlendikten sonra, aynı maddenin 2. cümlesi gereğince, cezada bir kat artırım yapılması gerekirken, uygulanan kanun maddesi ve temel ceza gösterilmeden, artırım maddesi olan TCK’nın 134/1-2. maddesi uyarınca doğrudan sonuç cezanın gösterilmesi suretiyle sanığa iki yıl hapis cezası hükmedilmesi,
2- Uzun süreli hapis cezaları ertelenen sanık hakkında, kasten işlemiş olduğu suçlardan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK’nın 53/1. maddesinin a, b, c ve d bendlerinde yazılı hak yoksunluklarına, aynı Kanun’un 53/3. maddesi de nazara alınarak hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 07.10.2015 tarihinde, sanık hakkında 6352 sayılı Kanun’un 80. maddesi ile değişik TCK’nın 133/3. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin kabul yönünden oyçokluğuyla, diğer hususlar yönünden oybirliğiyle karar verildi.

KARŞI OY

Katılanın makam odasındaki aleni olmayan konuşmalarını gizlice kaydeden sanığın, bu ses kaydını, katılanın kendisine hakaret ettiğine dair iddialarına delil olarak yetkili adli makamlara vermek yerine, bir siyasi partinin mensubu olan tanıklara hukuka aykırı olarak dinletmesi eyleminde, kaydedilen konuşmanın sadece sanık ve katılan arasında geçmesi ve sanığın tarafı olduğu konuşmayı kaydetmek suretiyle elde ettiği verileri hukuka aykırı olarak ifşa etmesi nedeniyle TCK’nın 133/3. maddesinde tanımlanan kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunun yasal unsurlarının gerçekleşmediği görüşünde olduğumuzdan, sanık hakkında 6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile değişik TCK’nın 133/3. maddesindeki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.