Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/7363 E. 2015/844 K. 20.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7363
KARAR NO : 2015/844
KARAR TARİHİ : 20.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Temyize konu kararın, katılanın yüzüne karşı 09.11.2010 tarihinde verildiği, temyiz süresinin son günü olan 16.11.2010 tarihinin resmi tatil olması nedeniyle, katılan tarafından kararın takip eden ilk iş günü olan 22.11.2010 tarihinde temyiz etmiş olduğu, dolayısıyla katılanın temyiz başvurusunun süresinde olduğu belirlenilerek yapılan incelmede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıkların eylem ve fikir birliği içinde katılanın imza ettiği ancak diğer kısımları boş olan senedi, katılanın evinden çaldıkları, sonrasında üzerini 29.000 TL ve alacaklısı olarak da sanık … olacak şekilde doldurdukları, sonrasında sanık …’nın bu senedi kullanarak katılan hakkında icra takibi başlattığı, daha sonra sanık ..’nin akrabası olan katılanın borçlu olarak gözüktüğü, alacaklının ise kendisi olduğu, suça konu 13.01.2002 düzenlenme tarihli ve 13.01.2005 vade tarihli senedi düzenlediği, sonrasında senedi ciro ederek diğer sanık …’ya verdiği, …’nın da suça konu senedi kullanarak katılan aleyhine icra takibi başlattığı, sanıkların bu şekilde üzerlerine atılı suçları işlediklerinin iddia edildiği olayda,
Katılanın yargılamanın her aşamasında suça konu 29.000 TL’lik senedin evinden keşide kısmı ancak diğer yerleri boş bir şekilde çalındığını, sonrasında sanıklar tarafından senedin üzerinin doldurduğunu ve hakkında icra takibi başlatıldığını beyan etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, söz konusu eylem nedeniyle katılanın adli makamlara herhangi bir şikayetinin olup olmadığı, var ise akıbetinin ne olduğunun araştırılarak evrak örneklerinin dosya içine konulması, ayrıca yine sanıkların savunmalarında, katılan ile aralarında para alışverişinden dolayı bir kısım senetleri aldıklarını ifade etmeleri, buna ilişkin sanık…nun hükümden sonra dosyaya sunduğu dilekçesi ekinde katılan tarafından kendilerine verilen iki adet imzalı boş senet olduğunun anlaşılması karşısında, sözkonusu senetlerin katılan tarafından sanıklara, imzalanarak verilip verilmediğinin araştırılarak, sonucuna göre. sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.