Yargıtay Kararı 19. Ceza Dairesi 2016/14638 E. 2017/5315 K. 05.06.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/14638
KARAR NO : 2017/5315
KARAR TARİHİ : 05.06.2017

5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet etmek suçundan …’ın, anılan Kanun’un 63/10. maddesi uyarınca 3.218,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/12/2015 tarihli ve 2014/395 esas, 2015/620 sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı’nın 01/11/2016 gün ve 7533 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/11/2016 gün ve KYB. 2016 / 386666 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.
Anılan ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre,
1- Sanık …’ın müşteki …’ın kimlik bilgilerini kullanarak onun rızası dışında 3 adet GSM hattı çıkarma şeklindeki eylemi hakkında, zincirleme suç hükümleri uygulanarak 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesine göre verilecek cezadan artırım yapılması gerekirken, her GSM hattı için ayrı eylem kabul edilip, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Yargılama sonucunda hükmedilen yargılama giderlerinin sanığa verilen adli para cezası ile toplanarak hüküm kurulmasında,
3- Sanığa ön ödeme ihtarının mernis adresine yapıldığı ve merciine iade edildiği anlaşılmış olup, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca sanığın kolluk ifadesinde belirtmiş olduğu son adresine usulüne uygun ön ödeme ihtarı yapılmadan kamu davası açılmış olunduğu cihetle, İstanbul Anadolu 38. Asliye Ceza Mahkemesince sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
İsabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
A-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma ihbarnamesinin (3-) numaralı bendi yönünden yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK’nın ön ödeme başlıklı 75. maddesi, “…(1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların faili;
a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını,…
Soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet Savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz…
(2) Özel kanun hükümleri gereğince işin doğrudan mahkemeye intikal etmesi halinde de fail, hakim tarafından yapılacak bildirim üzerine birinci fıkra hükümlerine göre saptanacak miktardaki parayı yargılama giderleriyle birlikte ödediğinde kamu davası düşer.
(3) Cumhuriyet savcılığınca madde kapsamına giren suç nedeniyle önödeme işlemi yapılmadan dava açılması veya dava konusu fiilin niteliğinin değişmesi suretiyle madde kapsamına giren bir suça dönüşmesi halinde de yukarıdaki fıkra uygulanır…” hükümlerini amirdir.
Kanun yararına bozmaya konu dava dosyasının bu açıdan incelenmesinde; sanığa soruşturma aşamasında ön ödeme ihtarı çıkartıldığı ancak tebliğ edilemediği, bu hususun mahkemece görülerek, sanığa duruşmada ön ödeme ihtarı yapıldığı, ancak sanığın ödemeyi süresinde yapmadığı anlaşılmakla,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu bent yönünden yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma talebinin REDDİNE,
B-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma ihbarnamesinin (1-) numaralı bendi yönünden yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK’nın “zincirleme suç başlıklı” 43/1 maddesi, “…Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır…” şeklinde düzenlenmiştir.
5237 sayılı TCK’nın 61/8 maddesi, “…Adlî para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur…” hükmüyle, verilecek adli para cezasının, önce gün üzerinden belirlenmesi ve neticeten sanığın ekonomik sosyal durumuna göre bir gün karşılığı gelirine göre ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunmasını düzenleme altına almıştır.
Kanun yararına bozmaya konu dava dosyasının bu açıdan incelenmesinde; sanık … hakkında yapılan soruşturma sonucu elde edilen bilgiler ve düzenlenen iddianamede, müşteki adına çıkartılan 3 sözleşmeden sadece Turkcell hattı olan 0537 …9168 sayılı telefon aboneliği sözleşmesinin hazırlanmasından sorumlu olduğu, diğer iki Avea cep telefonu hattı sözleşmesi nedeniyle diğer sanık hakkında dava açıldığı, sanık … hakkında açılan bir dava olmadığı anlaşılmakla, TCK’nın 43/1 maddesi yönünden kanun yararına bozma talebinin bu gerekçeyle reddine, ancak sanık … hakkında yapılan kovuşturma sonucu verilen hükümde, hakkında açılan dava olmamasına rağmen doğrudan 3 kez 1000 TL adli para cezasına hükmedildiği, sanık hakkında önce gün para cezası üzerinden tek hüküm kurulması sonra para cezasına çevrilmesi gerektiği anlaşıldığından;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu bent bakımından değişik gerekçeyle yerinde görüldüğünden, İstanbul Anadolu 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/12/2015 tarihli ve 2014/395 esas, 2015/620 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309/4-d. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma gereği yeniden uygulama yapılarak, hükümdeki adli para cezasının belirlenmesine dair uygulamaların çıkarılmasına, sanığın 5809 sayılı Kanun’un 56/4 maddesi göndermesiyle, 63/10-2. cümlesi gereği alt sınırdan 50 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, anılan Kanun’un 52/2. maddeleri uyarınca belirlenen gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen 20 TL ile çarpılması suretiyle 1000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, ayrıca 2 tebligat gideri ve 200 TL bilirkişi ücretinden oluşan yargılama gideri olan toplam 218 TL’nin sanıktan alınarak hazineye irat kaydına, hükmün diğer kısımlarının aynen bırakılmasına,
C-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma ihbarnamesinin (2-) numaralı bendi yönünden yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK’nın “Yargılama giderleri” başlıklı 324. maddesi; “… (1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir…
(2) Hüküm ve kararda yargılama giderlerinin kimlere yükletileceği gösterilir…”,
…Devlete ait yargılama giderlerine ilişkin kararlar, Harçlar Kanunu hükümlerine göre; kişisel haklara ilişkin kararlar, 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre yerine getirilir. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/100 md.) Devlete ait yargılama giderlerinin 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 106 ncı maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir…” şeklinde hükümleriyle yargılama giderlerinin özelliklerini ve nasıl tahsil edileceğini düzenleme altına almıştır.
Kanun yararına bozmaya konu dava dosyasının bu açıdan incelenmesinde; tebligat giderleri ve bilirkişi ücretinden oluşan yargılama giderlerinin de sanığa verilen adli para cezasıyla toplanmak suretiyle hata yapıldığı, sanığın fazla ceza almasına neden olunduğu anlaşılmakla,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği uygun görülerek (B) şıkkındaki kanun yararına bozma kararında düzeltildiğinden bu konuda yeniden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 05/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.