YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15720
KARAR NO : 2014/16960
KARAR TARİHİ : 06.11.2014
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/06/2013 tarih ve 2011/178-2013/279 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04/11/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. …ile davalı vekili Av……. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkilinin 2010/78267 nolu ”…” markası ile aynı ismi taşıyan televizyon dizisinin yapımcısı ve FSEK’ten kaynaklanan haklarının sahibi olduğunu, davalı şirketin ”” adlı gayrimenkul yatırım projesinin reklam ve tanıtımında, müvekkilinin dizisinin adını ve markasını rıza dışında, bedeli ödenmeksizin kullandığını, müvekkilinin dizisinin kavuştuğu ünden ve dizinin canlandırdığı karakterlerin gücünden ve imkanlarından haksız yere faydalanmaya çalıştığını, bu durumun 556 sayılı KHK’nın 9, 61 inci maddesi hükümlerine ve FSEK’na aykırılık teşkil ettiğini, haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, davalının ”…” markasını, aynı isimli sinema eserinin görüntülerini, fotoğraflarını kullanımının durdurulmasına, haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine, haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, hükmün ilanına, FSEK 68 inci madde uyarınca 100.000,00 ABD doları tutarındaki mali hak bedelinin 3 katı ile FSEK 70 inci maddesi uyarınca 250.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek kısa vadeli kredilere uygulanan en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili müvekkilinin ”” adlı gayrimenkul projesinin davacının yapımcısı olduğu diziden önce başladığını, bu proje için ”….’ dizisi oyuncusu… ile ajansı vasıtasıyla anlaşma yaptıklarını, davacıya bu nedenle 36.344,00 TL ödeme yapıldığını, sanatçının, ”” projesinin reklamlarında rol aldığını, proje ile ilgili basın toplantılarına katıldığını, reklam kampanyasının davacının izni ve bilgisi dahilinde gerçekleştiğini, davacının marka başvuru sürecinin devam ettiğini, reklamlarda, diziden herhangi bir alıntı ya da dizi adı kullanılmadığını, basın bülteninde, neden …’nin reklam yüzü olarak seçildiğine ilişkin açıklama ve proje hakkında bilgi verildiğini, …’nin haber ve bilgi amaçlı ”…” dizisi oyuncusu olduğundan bahsedildiğini, ortada herhangi bir hak ihlali ya da haksız rekabetin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının markasal kullanımının söz konusu olmadığı, davalı tarafça hazırlandığı kabul edilen basın duyurusundaki açıklamalarda, açıkça davacının ”…” dizisi ile tüketici arasında çağrışım yaratarak kendi taşınmazlarının satışını arttırmaya yönelik reklam faaliyetinde bulunduğu, bu basın duyurusunda davacıya ait dizi ile kurulan bağlantı ve
çağrışımın, basının da reklam kampanyasına bu doğrultuda yer vermesine sebebiyet verdiği,dava konusu ”…” adlı dizinin FSEK 1/B ve 5 inci maddeleri kapsamında sinema eseri niteliğinde olduğu, FSEK 83/1 inci maddesine göre, bir eserin ad ve alametleri ile çoğaltılmış nüshaların şekilleri, iltibasa meydan verecek şekilde diğer bir eserde veya çoğaltılmış nüshalarında kullanılamayacağı, FSEK 83/son maddesi uyarınca, birinci fıkra hükmüne aykırı hareket edenler hakkında haksız rekabete ilişkin hükümlerin uygulanacağı, davalı eyleminin TTK’nın 55/1-a-4 maddesi çerçevesinde haksız rekabet teşkil gerekçeleriyle davanın kabulüyle davacının FSEK 80 inci maddesi kapsamında bağlantılı hak sahibi olduğu ve FSEK 5 inci maddesi anlamında sinema eseri niteliğindeki ”…” isimli televizyon dizisinin şöhretinden ve reklam gücünden faydalanılarak, davalının basın duyurusunda açıkça davacının ”…” dizisi ile tüketici arasında çağrışım yaratarak kendi taşınmazlarının satışını arttırmaya yönelik reklam faaliyetinde bulunmasının, FSEK 83 üncü maddesi ve TTK’nın 55/1-a-4 maddesi çerçevesinde haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, maddi tazminat isteminin kabulüne, 100.000,00 ABD dolarının dava tarihinden itibaren kısa vadeli kredilere uygulanan en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 75.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren kısa vadeli kredilere uygulanan en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, hükmün ülke genelinde yayınlanan gazetelerden birinde bir kez ilanına karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre,davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece maddi tazminat istemi yönünden davanın kabulüne karar verilerek hüküm altına alınan miktara 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarınca 1 yıllık vadeli USD mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmasına karar vermek gerekirken, “kısa vadeli kredilere uygulanan en yüksek reoskont faizi ” şeklinde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiş ise de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden kararın HUMK’nın 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, kararın hüküm fıkrasının 2.bendinde yer alan “kısa vadeli kredilere uygulanan en yüksek reoskont faizi” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine “kamu bankalarınca 1 yıl vadeli USD mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı ile” ibaresinin konulmasına, kararın işbu düzeltilen şekli ile ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.