YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10025
KARAR NO : 2014/14897
KARAR TARİHİ : 30.09.2014
Taraflar arasında görülen davada gün ve 2010/902-2012/269 sayılı kararı onayan Daire’nin 25.12.2013 gün ve 2012/15678-2013/23488 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, uzun yıllardan beri kullanılarak tanınmış hale gelenarkalarının 23.03.2006 tarihinde müvekkili şirket tarafından devralındığını,bu devirle birlikte 50 yılı aşkın süredir kullanılan ve tanıtılan 169914 sayıl yakın markanın müvekkiline devredildiğini, davalının “ ibaresi ile otelcilik hizmeti verdiğinin tespit edilmesi üzerine davalıya 29.03.2010 tarihinde ihtarname gönderilerek kullanıma son vermesinin talep edildiğini, ancak davalının bu eylemine devam ettiğini ileri sürerek, müvekkilinin şirketleri adına tescilli markanın davalı tarafca haksız ve hukuka aykırı olarak kullanılması sebebiyle oluşan marka hakkına tecavüzün tespitini, tecavüzün önlenmesini, haksız rekabetin men’ini ve davalının ticaret ünvanının terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili tarafından işletilen otelin 1940 yılından beri faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin bu işletmeyi 1991 yılında devraldığını,ibaresini 03.02.2005 tarihinde ticaret siciline tescil ettirdiğini,divan kelimesinin anlamı ve tarihsel süreç nedeni itibariyle kullanımının tek bir kişiye özgülenemeyeceğini adı altında oteller bulunduğunu, tarafların müşteri kitlelerinin farklı olduğunu, müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı marka ve unvana kayıtsız kalan davacının açtığı davanın dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacı markaları ile davalının marka kullanımının aynı olduğu ve aynı hizmet sektörüne yönelik olduğu, davacı tarafın davalı yanın kullanımına uzun süre sessiz kaldığı, sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığı bu yüzden söz konusu davada ileri sürülen tecavüz iddialarının hakkın kötüye kullanımı niteliği taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır. …/…
-2-
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak gelir kaydedilmesine, 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.