YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16395
KARAR NO : 2017/15651
KARAR TARİHİ : 03.07.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı sebep olmadan feshedildiğini, belirterek kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin çalıştığı hastanenin faaliyetinin durması nedeni ile feshedildiğini, hak ettiği alacakların banka aracılığı ile ödendiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı, genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını, genel tatil günlerinde çalıştığı iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma ve genel tatil alacaklarının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma ve genel tatili çalışmalarının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışma ve genel tatil çalışmalarının yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma ve genel tatil çalışması olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, fazla mesai ve genel tatil ücreti alacakları, davacı tanıklarının anlatımları doğrultusunda hesaplanmıştır. Ancak tanıkların davalıya karşı açtıkları işe iade ve alacak davalarının bulunduğu, husumetli oldukları anlaşılmıştır. Dosya içeriğine göre, davalı tarafından çalışma sürelerine ilişkin bir kısım belgeler sunulmuştur. Bu durumda, mahkemece, işverenin sunduğu kayıt ve belgeler, diğer delillerle birlikte değerlendirilerek fazla mesai ve genel tatil alacaklarının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, çalışma süresinin yirmidört saat olması durumunda işçinin ancak ondört saat çalışabileceği Dairemizin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerleşik uygulaması gereği kabul edilmektedir. Bu durumda, haftalık çalışma süresi dikkate alınmadan, işçinin yirmidört saat çalıştığı günlerde günlük onbir saati aşan üç saatlik çalışmasının fazla mesai olarak değerlendirilmesi gerekirken; davacının yirmidört saat çalışıp yirmidört saat dinlendiği çalışma sisteminde, ortalama olarak haftada kırkbeş saati aşan dört saat fazla mesai yaptığı kabul edilerek sonuca gidilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 03.07.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.