Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/18029 E. 2014/18019 K. 20.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18029
KARAR NO : 2014/18019
KARAR TARİHİ : 20.11.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki davadan dolayı …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/05/2013 gün ve 2011/2-2013/108 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
1- Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, kararı davalı vekili adli yardım talepli olarak temyiz etmiş, mahkemece 27.09.2013 tarihli ek karar ile adli yardım talebinin reddine, 05.11.2013 tarihli ek karar ile de temyiz talebinden vazgeçilmiş sayılmasına karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 336/3. maddesi uyarınca kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a yapılır. Aynı Yasa’nın 448. maddesi uyarınca bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır. 336/3. maddesi, bu Kanun’un yargı yolu ve göreve ilişkin hükümlerinden olmadığından, geçici 1. madde kapsamında da değildir. Dolayısıyla davalının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii de temyiz incelemesi yapmakla görevli bulunan Dairemiz olup, yerel mahkemenin anılan ek kararları vermesi doğru değildir.
Bu çerçevede davalının adli yardım talebi ile ilgili olarak yapılan incelemede, 6100 sayılı Kanun’un 334 vd. maddeleri uyarınca, adli yardım talebinde bulunan kimsenin, kendisiyle ailesini geçindirmek bakımından önemli bir zarurete düşürmeksizin, davanın gerektirdiği giderleri ödeme gücünden kısmen veya tamamen yoksun bulunduğunu ve taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ispat etmesi gerekir. Aynı Yasa’nın 336/2. maddesine göre talepte bulunan kişi, iddiasını dayandırdığı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye sunmak zorundadır. Somut uyuşmazlıkta ise mümeyyiz davalı tarafça adli yardım talebine ilişkin dilekçelerin ekinde, mali durumuna ilişkin hiçbir bilgi ve belge sunulmamıştır.
Bu durum karşısında yerel mahkemenin davalının adli yardım talebinin reddine ve temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılmasına dair ek kararlarının bozularak ortadan kaldırılmasına ve Dairemizce davalının kanun yoluna ilişkin harç ve giderler bakımından adli yardım talebinin HMK’nın 337/2. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle Dairemizce adli yardım talebinin reddine karar verildiğinden, bu kez mahkemece davalıya adli yardım taleplerinin reddedildiğinin bildirilmesi, mümeyyiz davalı tarafça itiraz edilmediği takdirde, 1086 sayılı HUMK’nın 5236 sayılı Kanun ile değişik 432. maddesi yollaması ile 426/D maddesi uyarınca peşin temyiz harcının ve dosyanın Yargıtay’a sevki giderinin ikmali için davalıya HUMK’nın anılan hükümleri uyarınca gerekli meşruhatı havi davetiyenin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesi gerekmektedir.

Ancak davalı tarafından Dairemizce verilen adli yardım talebinin reddine ilişkin karara itiraz edildiği takdirde, 11.04.2013 tarih 6459 sayılı Yasa’nın 23. maddesi ile değişik HMK’nın 337/2. maddesi gereğince işlem yapılması gerektiğinden dosyanın mahalline iadesine karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin davalının adli yardım talebinin reddine ve temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılmasına dair 27.09.2013 ve 05.11.2013 tarihli ek kararlarının bozularak ortadan kaldırılmasına ve davalının adli yardım talebinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mahkemece Dairemizin adli yardım talebinin reddi kararının davalıya tebliği ve sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın MAHALLİNE İADESİNE, 20/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.