YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/34649
KARAR NO : 2017/15941
KARAR TARİHİ : 04.07.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı davalı işyerinde çalıştığını, haksız ve bildirimsiz olarak işten çıkarıldığını, bu sebeple kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, resmi tatil ve hafta tatili alacağı ile ödenmeyen ücretlerin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı savunmasında da tüm alacaklarına karşılık ödeme yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece,davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir. Karar 15.05.2014 tarihli Dairemiz kararı ile hizmet süresinin tespitine ilişkin davanın bekletici mesele yapılması gerektiği yönünden bozma kararı verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Türk Borçlar Kanunu’nun 154. maddesi (818 sayılı BK 133/2) uyarınca, alacaklının dava açmasıyla zamanaşımı kesilir. Ancak zaman aşımının kesilmesi sadece dava konusu alacak için söz konusudur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 153/4 maddesinde “Hizmet ilişkisi süresince, ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için” zamanaşımının işlemeyeceği ve duracağı belirtilmiştir. Bu maddenin iş sözleşmesiyle bağlı her kişiye uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Hizmetçiden kastedilen, kendisine ev işleri için ücret ödenen, iş sahibiyle aynı evde yatıp kalkan, aileden biriymiş gibi ev halkı ile sıkı ilişkileri olan kimsedir(818 sayılı BK. Mad.132).
6098 sayılı Kanun’un 154. maddesinde (818 sayılı BK. 133) zamanaşımını kesen nedenler gösterilmiştir. Bunlardan borçlunun borcunu ikrar etmesi (alacağı tanıması), zamanaşımını kesen nedenlerden biridir. Borcun tanınması, tek yanlı bir irade bildirimi olup; borçlunun, kendi borcunun devam etmekte olduğunu kabul anlamındadır. Borç ikrarının sonuç doğurabilmesi için, eylem yeteneğine ve malları üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan borçlunun veya yetkili kıldığı vekilinin, bu iradeyi alacaklıya yöneltmiş bulunması ve ayrıca zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir. Gerçekte de borç ikrarı, ancak, işlemekte olan zamanaşımını keser; farklı anlatımla zamanaşımı süresinin tamamlanmasından sonraki borç ikrarının kesme yönünden bir sonuç doğurmayacağından kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır.
Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, dava açılması veya icra takibi yapılması zamanaşımını kesen nedenlerdendir. Kanun’un 156. maddesi ise, zamanaşımının kesilmesi halinde yeni bir sürenin işlemesi gerektiğini açıkça belirtmiştir. Madde açıkça düzenlemediğinden ihtiyati tedbir istemi ile mahkemeye başvurma veya işçilik alacaklarının tespiti ve ödenmesi için Bölge Çalışma İş Müfettişliğine şikâyette bulunma zamanaşımını kesen nedenler olarak kabul edilemez. Ancak işverenin, şikâyet üzerine Bölge Çalışma Müdürlüğünde alacağı ikrar etmesi, zamanaşımını keser.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
Zamanaşımı, dava devam ederken iki tarafın yargılamaya ilişkin her işleminden ve hâkimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden işlemeye başlar ve kesilmeden itibaren yeni bir süre işler.
Davacının davalı işyerinde, otel müdürü olarak 01.10.1994-10.11.2008 tarihleri arasında (05.05.2004 – 24.05.2004 tarihleri hariç) çalıştığı anlaşılmıştır.
Davacının dava konusu alacaklar için dava açılmadan önce 24.04.2009 tarihinde … 11. İcra Müdürlüğü 2009/15583 esas sayılı dosya ile icra takibi yaptığı, takibe istinaden bir kısım ödemelerin yapıldığı, bakiye alacakları için iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır.
Davacının, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre 06.11.2012 tarihinde davayı ıslah ederek talep miktarını arttırdığı, davalının ise ıslaha karşı zamanaşımı defi’nde bulunması sebebiyle zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davacının fazla mesai alacakları için dava açılan miktar saklı tutularak 06.11.2007 tarihi ve sonrası için hesaplama yapılmıştır. Ne var ki; davacının 24.04.2009 tarihinde başlatmış olduğu icra takibindeki alacak miktarı uyarınca zamanaşımı kesilmiştir. Mahkemece bu yön gözetilmeden, 24.04.2009 tarihli icra takibi dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekirken ıslah tarihine göre hesaplama yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.07.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.