YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11264
KARAR NO : 2014/17987
KARAR TARİHİ : 19.11.2014
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 29/01/2013 tarih ve 2012/150-2013/19 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, “…” ibaresinin müvekkili şirketin ortaklarının soyadları olduğunu, ayrıca aynı ibarenin 1969 yılında tescil edilen müvekkili şirketin ticaret unvanında yer aldığını, bu ibareden oluşan markanın 1967 yılında ilk olarak müvekkili adına tescil edildiğini, müvekkiline ait markanın tanınmış hale getirildiğini, davalı şirketin ise “..” ibareli markayı kendi adına tescil ettirmek için diğer davalı kuruma müracaat ettiğini, söz konusu müracaata müvekkili tarafından yapılan itirazın davalı kurumca nihai olarak reddedildiğini ileri sürerek, müvekkili adına tescilli “…” markasının tanınmış marka olduğunun tespitine, davalı TPE’nin 17.09.2003 gün ve M-1531 sayılı kararının iptaline, başvuru konusu marka tescil edilmiş ise terkinine, davalı şirketin “…” ibaresini unvanında kullanmasının menine ve sicilden silinmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurum tarafından alınan kararın usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin ticaret unvanını on yıldır kullandığını, müvekkilinin herhangi bir ürünün imalatını yapmadığını, yalnızca ev eşyaları ve çeyiz ürünleri sattığını, faaliyet sahalarının farklı olduğunu, “…” markasının tanınmış marka olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, bir başkasının başvurusuna itiraz sürecinde tanınmışlık gerekçesinin 556 sayılı KHK’nin 8/4 hükmü kapsamında ve başvurunun reddi gerekip gerekmediği ile sınırlı bir incelemeye tabi olduğu, davacının TPE nezdindeki girişiminin de esasen davalı şirket başvurusunun reddi isteminden ibaret bulunduğu, dolayısıyla YİDK kararının iptali istemli bir davada 5000 sayılı
Kanunun 13/d hükmüyle kabul edilen tanınmışlığın tespiti prosedürünün aşılması sonucunu doğuracak şekilde, dava konusu YİDK kararının akıbetinden bağımsız olarak açılan davacı markasının tanınmışlığının tespiti davasının, idari süreç usulüne uygun tüketilmediğinden dinlenmesine yasal imkan bulunmadığı gerekçesi ile davacının “…” ibareli markasının tanınmışlığının tespiti talebinin esasa girilmeden ve dava şartı yokluğundan reddine; daha önce verilip kesinleşen hususlarda yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 19.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.