Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/17848 E. 2014/18016 K. 20.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17848
KARAR NO : 2014/18016
KARAR TARİHİ : 20.11.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/06/2013 tarih ve 2010/324-2013/377 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/11/2014 günü hazır bulunan asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Av. … ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin %10 hisseye sahip ortağı olduğunu, taraflar arasında davalının kusurlu ve şirket menfaatlerini tehlikeye düşüren eylemleri nedeniyle güven ilişkisinin kalmadığını ve esas sermayenin yarısından fazlasına sahip olan ortakları tarafından davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına dair karar alındığını, davalının şirket aleyhine tutum ve davranışlarda bulunduğunu, şirket itibarını zedelediğini ileri sürerek, davalının haklı nedenlerle ortaklıktan çıkarılmasını, davalıya ait olan hissenin şirkete devrini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuş; birleşen davada, davalı şirketin tek mal varlığının … parselde kayıtlı 30.000 m2’lik gayrimenkul olduğunu, şirketin bu gayrimenkul üzerinde turizm tesisi veya villalar yapılarak kar etme amacı ile kurulduğunu, ancak kuruluş amacını gerçekleştirmek için herhangi bir faaliyet gösterilmediğini, şirket ortalarından dava dışı ….tarafından daha önce mahkemenin 2007/219 E. sayılı dosyasından şirketin fesih ve tasfiyesi talebiyle dava açıldığını, mahkemece şirketin amacını gerçekleştirmesinin mümkün olmadığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verildiğini, ancak temyiz aşamasında iken davacı tarafından davasından feragat edildiğini bildirerek, şirketin haklı sebeplerden dolayı fesih ve tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili, birleşen davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, mahkemenin 2007/219 E. sayılı dosyasında işbu asıl davada davalı tarafından davanın kabulüne dair beyanda bulunulduğu, bu davranışlarının ortaklar arasında güvensizlik oluşturacağı, dolayısıyla eTTK’nın 551/3. maddesinde belirtilen haklı nedenlerin bulunduğu, karar tarihine en yakın tarihteki çıkma payının 123.884,10 TL olduğu, birleşen dava yönünden ise asıl davanın kabulüne karar verildiğinden davanın konusunun kalmayacağı, şirket ortağının böyle bir istemde bulunmasının artık mümkün olmayacağı gerekçesiyle asıl davada davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına, 123.884,10 TL. ortaklık payının karar tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davacı şirketten alınarak davalıya ödenmesine, birleşen davada davanın konusu kalmadığından bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- HUMK’nın 433/2. maddesi uyarınca cevabi temyiz süresi 10 gündür.
Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekiline, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçesi 05.11.2013 günü tebliğ edilmiş, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilince süresi geçirildikten sonra, 19.11.2013 tarihinde temyiz isteminde bulunulmuştur.
Bu durum karşısında asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve asıl davada davalı hakkında ortaklıktan çıkarılması davası açılmasına 01.07.2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile karar verilmiş bulunmasına, yine 6102 Sayılı TTK’nın 636/3. maddesi uyarınca, mahkemenin haklı nedenlerle şirketin feshi yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilecek olmasına göre, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
3- Ancak asıl dava, davalının haklı nedenlerle şirket ortaklığından çıkarılması, birleşen dava, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece asıl davada davalının çıkma payının tespiti için görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, 30.09.2012 bilanço tarihi itibariyle hesaplama yapılmış, bu tarihten yaklaşık dokuz ay sonra 06.06.2013 tarihinde karar verilmiştir. Oysa çıkma payının karar tarihine en yakın tarih itibariyle hesaplanması gereklidir.
Yine aynı konuda davacı şirketin sahip olduğu taşınmazların değerinin tespiti için talimat yoluyla alınan bilirkişi raporuna karşı davalı vekilince, tapudaki satış bedellerinin gerçeği yansıtmadığı, bakiye bedelin satış geliri gibi şirket defterlerine işlendiği, ayrıca şirketin gerçekte sahip olduğu bağımsız bölüm sayısının parsellerin birisinde 25 olduğu halde bilirkişi raporunda 6, başka bir parselde 33 olduğu halde 11 olarak dikkate alındığı, 2-4. blok apart konutların ve 5 adet lüks villanın hiç değerlendirilmediği yönünde itirazlarda bulunulmuş, mahkemece davalının bu esaslı itirazları konusunda her hangi bir inceleme yapılmamıştır. Oysa, asıl davada davalının çıkma payının tespiti için davacı şirketin aktifinde yer alan tüm taşınmazların, karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin tespiti gereklidir.
Bu durum karşısında mahkemece, asıl davada davalının ortaklıktan çıkma payının karar tarihine en yakın tarih esas alınarak hesaplanması ve davalı vekilinin mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporuna karşı yukarıda açıklanan itirazlarının karşılanması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle asıl davada davalı-birleşen davada davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının asıl davada davalı-birleşen davada davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davacı- birleşen davada davalıdan alınarak, asıl davada davalı-birleşen davada davacı …’e verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 25.20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davacı birleşen davada davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden asıl davada davalı birleşen davada davacıya iadesine, 20/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.