Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/14486 E. 2014/3797 K. 28.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14486
KARAR NO : 2014/3797
KARAR TARİHİ : 28.02.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.04.2013 tarih ve 2011/43-2013/189 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı …’ün Türkiye ve …’da bir çok şirket kurduğunu, özellikle …’da kurduğu şirketler vasıtasıyla talep edildiği an geri ödeneceği ve karşılığında yüksek faiz verileceği garantileriyle bu ülkede çalışan kişilerden para topladığını, müvekkilinden de aynı şekilde para tahsil edildiğini, karşılığında tahsilat makbuzu ve … Ortaklık Sözleşmesi başlıklı belgelerin verildiğini, talep edilmesine rağmen parasının iade edilmediğini, davalı gerçek kişinin … mevzuatına aykırı davranışları nedeniyle mahkum edildiğini, ayrıca yurt dışında kurduğu şirketler vasıtasıyla para toplaması ve bu parayı davalı şirkete aktarması nedeniyle hakkında dolandırıcılık suçundan ceza davası açıldığını, … … ile … …’nin iflas ederek ticaret sicilinden kayıtlarının silindiğinin ortaya çıktığını, müvekkilinin bu şirketlere başvurma şansının olmadığını, davalı gerçek kişi tarafından yurt dışında kurulan şirketlerin içlerinin boşaltılarak diğer davalı şirkete aktarıldığını, müvekkilinin iradesinin sakatlandığını, davalıların fiillerinin TTK, SPK, BK ve Bankalar Kanunu hükümlerine aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne ve 50.000 DM karşılığı 53.877,37 TL’nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, husumetin … İnternational Marketing and Trading ….’ye yöneltilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilleri ile davacı arasında bir ilişkinin bulunmadığını, davacının yurt dışındaki şirkete ortak olup olmadığının belli olmadığını, ortak olması halinde ise kâr ve zarar ortaklığına bilerek katıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının … … … and … ….’ye sessiz ortak olduğu, ortaklık sözleşmesi kapsamında 50.000 DM yatırdığı, davalı holdingin yapılan sermaye arttırımında kullanılan paranın sessiz ortaklardan temin edildiği, sessiz ortaklara geri dönüşün engellenmesi amacıyla holding iştiraki bulunmayan şirketlere kaynak sağlandığı, bu durumun 1997, 1998, 1999 yıllarında devam ettiği, şirketlerin kuruluş amacının vatandaşların parasını ele geçirmek olduğu, gerek haksız fiil hükümleri uyarınca gerekse de organizasyonun çatısı olarak ifade edilen davalı holdingin yönetim kurulu başkanı sıfatıyla …’ün bu eylemlerden sorumlu bulunduğu, dava dışı şirketler ile davalı şirket arasında organik ve hukuki bir bağın olduğu, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi uyarınca davalı şirket ile dava dışı şirketlerin tek bir şirket olarak değerlendirilmelerinin gerektiği, davalı şirketin
yönetim kurulu başkanı olan davalı …’ün davacının zararından TTK 336 maddesi gereğince şahsen sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 50.000 DM’nin ödeme tarihindeki karşılığı olan 29.361,45 TL’nin 22.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere davacıdan “…” ibarelerinin büyük puntolarla, “… … and …” ibarelerinin ise küçük harflerle yazıldığı belge karşılığında para tahsil edilmiş olduğunun, dosya içeriğinden yurt dışında kurulu bu firmanın otomotiv, inşaat, tekstil, turizm, medya, ilaç ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yabancı bir holdingin ortağı bulunduğunun (ki bahsi geçen Holdingin davalı … olduğu da çekişmesizdir.), yatırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağının, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağının, sessiz ortağın fesh-i ihbar müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceğinin, payına düşen meblağın yabancı holdingden isteneceğinin ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceğinin anlaşılmasına, yine çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin davalılardan … olmasına, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir malvarlığı ve ödeme gücünün mevcut bulunmamasına, davalı tarafın kabulünde olduğu ve ortaklık sözleşmesinde yazılı bulunduğu üzere toplanan paraların da Türkiye’ye gönderilmiş olduğunun tespit edilmesine, davadaki zamanaşımı def’inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların dikkate alınmasının gerekmesine, ayrıca (HUMK’nın 235 ve HMK’nın 187/2’inci maddesi uyarınca herkesçe bilinmesi nedeniyle çekişmesiz olan) davalılardan …’ün diğer davalı … vasıtasıyla Türkiye’de çok büyük yatırımlar yapacağı yönünde reklamlar yapmasına ve yatırımcılarına önemli ölçüde kâr vereceği taahhüdünde bulunmasına, davacı tarafın da davada bu nedenle yurt dışındaki şirkete para verdiği iddiasında olmasına, davalı tarafın davada bir yandan davacının organik bağ içinde olduğu ve davalı …’ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken, diğer yandan; imzaladığı sözleşmeyle belirlenen sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp, güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı def’inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulünün gerekmesine göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 129,95 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, 28.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.