Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/11825 E. 2014/19095 K. 05.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11825
KARAR NO : 2014/19095
KARAR TARİHİ : 05.12.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ….. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/01/2014 tarih ve 2013/287-2014/25 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirket ile davalı borçlular arasında….İlaç Ecza Deposu San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti’ye ait %49 hissenin devrine ilişkin 22/07/2010 tarihli protokol imzalandığını, ilgili protokolün 4 maddesinde … ve …’in; “protokol tarihinden önceki döneme ait her türlü işçi alacakları, davaları, ceza davaları, icra takipleri, hukuk davalarından kamu ile özel borçlarından” %40 oranında sorumlu olacaklarının hüküm altına alındığını, bu protokol uyarınca davalıların müvekkili şirketin protokol kapsamında yapmış olduğu ödemelerin %40’na iştirak etmesi gerekiğini, davalıların bu protokole aykırı davranarak hissesine düşen ödemeleri yapmadığını, davacı şirketin çalışanı olan ….’a 15.000,00 TL ile 2.223,59 TL ödeme yapıldığını, ancak ….’ın davacı şirkete gönderdiği ihtarnamede de ikrar ettiği üzere 5.250,00 TL’yi uhdesinde alıkoyduğunu, davacı şirketin protokol hükümleri kapsamında ….’e işçilik alacaklarına binaen 4.821,00 TL ödediğini, yine şirket muhasebesini tutan ….’a ait olduğunu, 12.117,60 TL’nin davacı şirkete ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine ….1. İcra Müdürlüğü 2011/4059 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu takibe protokole aykırı ve kötü niyetle itiraz edildiğini, ileri sürerek, borçluların ….1. İcra Müdürlüğü 2011/4059E sayılı takibe yapmış oldukları itirazlarının iptaline, takibin devamına, takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, borçluların kötü niyetli olarak takibe itiraz etmeleri nedeniyle %40’tan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı şirketin icraya konu ettiği protokole taraf olmadıklarını, dolayısıyla bu protokole dayanarak talepte bulunulamayacağını, taraf sıfatının olmadığını, tarihsiz protokolün 4. maddesinin hangi amaçla koyulduğunun anlaşılamadığını, şirketlerin tüm borçlarından dolayı kendi öz varlıklarıyla sorumlu olduğunu, bu borçlardan dolayı doğrudan ortaklara veya yöneticilere gidilemeyeceğini, bu nedenle anılan maddenin geçerli olmayacağını, 818 sayılı BK’nın 18 maddesi uyarınca yorum ile tarafların gerçek iradelerinin aranması yoluna gidildiğinde “şirketin öz varlığının bu borçları ödemeye yetmemesi ihtimalinin doğumu hali düşünülerek bu düzenlemenin getirildiğinin” söylenebileceğini, davacı şirketin ödediğini belirttiği borçlarını özvarlığından karşıladığından veya bunu karşılayacak aktiflerin bulunduğundan ortaklarına veya yöneticilere gidemeyeceğini, davalı …’in davacı şirkette bulunan 151.900,00 TL’lik paylarının tamamını ….21. Noterliği’nin 22/07/2010 tarih, 25713 yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile davanın konusu protokolde taraf olan Ahmet İgüs’e devrettiğini, bu sözleşmede “devrin bütün aktif ve pasifleri, tüm sorumluluğu, yükümlülükleri ile gerçekleştirildiği” açıklamasının bulunduğunu, noterlikçe düzenlenen hisse devir sözleşmeleri ile davanın konusu protokolün 4. maddesinin bir anlamda konusuz kaldığını, iptal edildiğini, davalıya ait olduğu iddia edilen tüm geçmiş borçların devralanca üstlenilmiş olduğunu, bir an için söz konusu protokolün ilgili maddesi kabûl edilmiş olunsa dahi, ilgili maddede protokol tarihinden önceki döneme ait borçlar denildiğini ancak protokolün tarihsiz olması dolayısıyla hangi tarihin kast edildiğinin anlaşılmadığını, hisse devir senedinin tarihi 22/07/2010 tarihi alınsa bile bu tarihten önce başlayan dava ile icra takibinin bulunmadığını, aksine sonraki tarihleri içerdiğini, şirket çalışanı ….’ın ihtarnamesinden hisse devir işlemlerinden sonra gelen yönetimin iş akdini feshettiğinin açıkça anlaşıldığını, doğan borçların eski döneme değil, yeni döneme ait olduğunu, bir an için aksinin düşünülmesi halinde davalıların sorumluluğunda oldukları kabûl edilse dahi ilgili protokol bölümünde “bu maddede yer alan sorumluluğun şirket yetkililerinin her türlü kanuni işlemi yerine getirileceğinin” belirtildiğini bildirerek, davanın reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu icra takibine konu olan alacağın, davacı şirket çalışanlarına ödenen işçilik bedellerine ilişkin olduğu, söz konusu işçilik alacaklarının, alacaklı olan işçilere ödenerek ibranamenin düzenlendiği, banka havalesi yolu ile ödemelerin gerçekleştiği, protokolün 4. maddesinde düzenlenen” sorumluluğun başlangıcı için tüm yargı yollarının tüketilmesi ve borç ile alacakların kesinleşmesi”, şartının gerçekleşmediği, yapılan ödemelerden ….’a yapılan ödemenin hisse devir tarihinden sonra ki dönemde ödenen bedele ilişkin olup,….’a yapılan ödeme yönünden bu kişinin mali müşavir olduğu ve devirden önce ki döneme ilişkin olarak ödeme yapılıp, yapılmadığının ispatlanamadığı, yine ….’e yapılan ödeme yönünden bu kişinin de davacı şirket çalışanı olup olmadığı ve yapılan ödemenin hangi döneme ilişkin olduğunun ispatlanamadığı, devir tarihinden önce doğmuş bir işçi alacağı olarak değerlendirilemeyeceği, protokol şartlarına uygun olarak davacının davalıdan talep edebileceği alacak bedelinin mevcut olmadığı gerekçesiyle, davacı şirketin davalılardan alacak talebinde bulunamayacağı anlaşıldığından açılan davanın reddine, davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden davalıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflardan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 05.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.