YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14616
KARAR NO : 2014/3355
KARAR TARİHİ : 24.02.2014
MAHKEMESİ : … 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.06.2013 tarih ve 2011/228-2013/100 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin çekmiş olduğu eser niteliğindeki … fotoğrafının davalı tarafça izin alınmaksızın metrobüsler içerisindeki ekranlarda ve davalı işletmenin araçlarında kullanıldığını, bundan dolayı müvekkilinin maddi ve manevi haklarının ihlal edildiğini ve müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, FSEK’nın 68. madde gereğince 3 kat bedel hesabı ile 1.000 TL maddi, 15.000 TL tazminatın, ihtarname tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, davacı vekili 11/03/2003 havale tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 3.600 TL olarak ıslah etmiş ayrıca faiz başlangıç tarihini de dava tarihi olarak değiştirmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu fotoğrafın davalı işletme tarafından toplu taşıma araçlarında eser sahibi davacının izni olmaksızın kullanılması nedeniyle davacının FSEK kapsamındaki çoğalma yayma umuma iletim mali hakları ile, toplu taşıt araçlarındaki gösterimin niteliğinden, umuma arzın tarzından dolayı manevi hakkının ihlal edildiği, böylece davalının eyleminin FSEK’nın 23, 22, 25. maddeleri ile 14/3. maddesine aykırı olduğu, davalı tarafından davacıya telif tazminatı ödenmesi suretiyle tecavüzün ref’ i gerektiği, dava konusu … vapuru fotoğrafının izin alınarak kullanılması durumunda istenebilecek rayiç bedelin 1.200 TL olduğu kabul edilmek suretiyle FSEK’nın 68. maddesi gereğince 3 kat hesabıyla toplam 3.600 TL telif tazminatı ile davacının bir fotoğraf sanatçısı, davalının ise … Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı bir işletme oluşu, ihlalin gerçekleşme biçimi ve ihlal edilen manevi hakkın niteliği ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal konumları gözetilerek 2.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren hesaplanacak reeskont faizi ile birlikte davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve kararın hüküm kısmının 1. bendinde tazminat tutarının davalıdan yerine, davacıdan tahsile karar verilmesinin maddi hata olup mahallinde düzeltilmesi mümkün olmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 286,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 24.02.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Mahkemece eser sahibi davacının eser üzerindeki mali haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle talep gibi 5846 sayılı Kanun’un 68. maddesi uyarınca üç kat telif tazminatına hükmedilmiş ise de; Kanun’un 68. maddesinin 1. fıkrasında eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltanların “bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını” isteyebileceği belirtilmiş olup, aynı Kanun’un 66/3 fıkrası gereğince mahkeme, mali haklara tecavüz halinde, “tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını” takdir etmek durumunda bulunduğundan, dava konusu olayda talep edilebilecek “en çok üç kat fazla” tazminatın tecavüzün şümulüne ve kusurun ağırlığına göre belirlemek yetkisinin mahkeme hâkimine ait olduğu, BK’nın 43/1 maddesinin de bu yetkiyi desteklediği, mahkemenin bu hususları tartışmadan doğrudan belirlenen rayiç bedelin üç katına hükmetmesinin isabetsiz bulunduğu, Anayasa Mahkemesi’nin konu ile ilgili 28.02.2013 gün 2012/133 esas 2013/33 sayılı kararında yer verilen -maddedeki “üç katı” ibaresi ile- “hak sahiplerinin dava yoluyla isteyebileceği bedele üst sınır getirildiği, hâkimin taleple bağlı olduğuna dair veya takdir yetkisine ilişkin olumsuz bir düzenleme içermediği, bu sınır içerisinde kalmak şartıyla hâkimin dosya içeriği ve talebi de gözeterek takdir yetkisi kullanacağının açık olduğu ve her dava konusu olayda tartışılması ve değerlendirmesi gerektiği” şeklindeki gerekçenin de muhalefet görüşüm doğrultusunda bulunduğu ve hükmün bu nedenlerle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 24.02.2014