Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/4073 E. 2014/3111 K. 20.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4073
KARAR NO : 2014/3111
KARAR TARİHİ : 20.02.2014

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.04.2012 tarih ve 2011/433-2012/115 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.02.2014 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketin … faaliyet gösteren bir sağlık kuruluşunun işletmecisi olduğunu, diğer müvekkilleri …’in şirketin yöneticisi, …’nun ise müvekkili şirketin eski ortağı davalının hisselerini satın alan kişi olduğunu, taraflar arasında imzalanan 06.08.2010 tarihli hisse devir sözleşmesi uyarınca şirket adına kullanılan 60.000 TL.’lik banka kredisinin kefili konumunda bulunan davalının borcunu teminat altına almak amacı ile davalıya bir senet verildiğini, senedin geçerli hale gelebilmesi için davalının bu borcu bizzat bankaya ödemesinin gerektiğini, böyle bir durum söz konusu olmadığı halde davalının müvekkilleri hakkında icra takibine giriştiğini, takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, müvekkillerinin davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, haksız icra takibinin iptaline, alacağın %40’ı oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 06.08.2010 tarihli sözleşmenin 2/a vd. maddeleri gereğince müvekkilinin sözleşmedeki imzasının bir kefalet yükümü olmayıp bir garanti sözleşmesi olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, uygun görülecek yüzde dilim üzerinden tazminatın ve para cezasının davacılardan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu bononun taraflar arasında düzenlenen 06.08.2010 tarihli limited şirket hisse devir sözleşmesi dolayısıyla ortaklıktan ayrılan ortağın sorumluluğunda bulunan şirket borçlarının devralan ortakça üstlenmesi amacıyla verildiğini, teminat olarak verilen bononun muaccel hale
gelebilmesi için payını devreden davalı … aleyhinde şirket ortağı iken kefil olduğu banka kredisi nedeniyle bir takip yapılması veya davalının bu borcu ödemesi gerektiği, böyle bir durum mevcut olmadığından teminat senedinin muaccel hale gelmediği, dolayısıyla takip tarihi itibari ile davacıların borçlu olmadığı, davalının söz konusu sözleşme gereği teminat senedi olarak aldığı bonoyu takibe konu etmesinde ağır kusurlu ve kötü niyetli bulunmadığı gerekçesiyle icra takip tarihi itibari ile davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, icra inkar tazminatı takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece verilen kabul kararının sadece takibin iptaline yönelik olup bononun iptaline ilişkin bulunmadığının, diğer bir deyişle mahkeme kararının bononun teminat fonksiyonunun hükümden düştüğü sonucunu doğurmayacak olmasının tabii bulunmasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin herbir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.207,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, istek halinde aşağıda yazılı 331,20 TL harcın temyiz eden davacılara iadesine, 20.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.