YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10583
KARAR NO : 2014/17734
KARAR TARİHİ : 17.11.2014
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/04/2014 tarih ve 2013/113-2014/77 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 Sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2003 yılından beri sektöründe faaliyette bulunduğunu, gerek ticaret unvanında gerekse adına tescilli 07.06.2005 tarihli 2005/22955 ve 17.10.2011 tarih 2010/52204 sayılı “…” ibareli markaları kullandığını, davalının müvekkiliyle aynı iş kolunda çalıştığını, davalının ticaret unvanında yer alan “…” ibaresinin iltibasa mahal verir nitelikte olduğunu, davalının bu durumun düzeltilmesine yönelik talapleri reddetiğini, “…” ibareli markayı adına tescil ettirmek için başvuru yaptığını, davalı şirketin kuruluşunun 13.09.2005 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiğini, bu tarih itibariyle müvekkilinin öncelik hakkının bulunduğunu, davalının kullanımının bu nedenle müvekkilinin ticaret unvanına ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek davalının eyleminin haksızlığının tespitine, haksız rekabetin men’ine, marka hakkına tecavüz niteliğindeki maddi durumun ortadan kaldırılmasına, davalının ticaret unvanında yer alan “…” ibaresinin terkinine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, her iki şirketin esasında farklı alanlarda faaliyet gösterdiğini, bu nedenle iltibas tehlikesinin olmadığını, davacının kurulduğu günden itibaren müvekkil şirketten haberdar olduğunu, davacının bu güne kadar müvekkilinin kullanımına itirazının bulunmadığını, davacının sessiz kalmak suretiyle dava hakkanı kaybettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, somut olayda davacının 11, 42. sınıflarda tescilli 2005/22955 nolu ve 6, 40. sınıflarda tescilli 2010/52204 nolu “…” ibareli markalarının bulunduğu, davalının ise 4, 7, 8, 9, 21, 35, 36, 37, 39, 40 ve 41. sınıflarda “…” ibareli marka tescil başvurusu yaptığı, davacının ticaret unvanını 22.07.2003
tarihinde, davalının ticaret unvanını 06.09.2005 tarihinde tescil ettirdiği, her iki tarafın benzer alanlarda faaliyet gösterdiği, davacının ticaret unvanında ve adına tescillli markasında kullandığı “…” ibaresi ile davalının ticaret unvanında yer alan “ENPRODE” ibaresinin 556 sayılı KHK ve 6762 sayılı TTK hükümleri uyarınca ortalama tüketeciler nezdinde iltibas oluşturduğu, ancak davacının 7 yıl gibi uzunca süre davalının bu kullanımına sessiz kaldığı, bu durumda açılan davanın dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 17/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.