YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/226
KARAR NO : 2014/18441
KARAR TARİHİ : 26.11.2014
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.07.2013 tarih ve 2012/171-2013/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, …. Bankası … Şubesi’ne ait 10.01.2012 Mersin keşide yer ve tarihli, 25.000,00 TL bedelli, 0040255 numaralı bir adet çekin müvekkilinin işyerinden çalındığını, müvekkilinin çekin çalındığından çekin vadesi geldiğinde çeki bulamaması sonucunda haberdar olduğunu, bunun üzerine…. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/12 Esas sayılı dosyası ile çek iptali davası açtığını, mahkemece ihtiyati tedbir kararı verildiğini, dava konusu çeki elinde bulunduran …’in vekili vasıtası ile 21.03.2012 tarihinde çek iptali davasına müdahil olduğunu, çek incelendiğinde müvekkilinin yetkilisi …’nın çeki ciro etmediğinin, çoğaltılan şirket kaşesine basılan imzanın …’ya ait olmadığının anlaşılacağını, çekteki ciro silsilesinin hukuka uygun olmadığını, bu nedenle çeki elinde bulunduran davalının yetkili hamil olmadığını, ayrıca müvekkili ile davalı arasında herhangi bir ticari ilişki de bulunmadığını, çekin müvekkilinin rızası dışında elden çıktığını ileri sürerek, öncelikle icra takibinin durdurulmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve dava konusu çekin istirdadı ile müvekkilinin haklı hamil sıfatı ile alacaklı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davaya konu çekin arkasında bulunan kaşenin davacı şirkete ait olduğunu, kaşe üzerindeki imzanın da sonradan yapılan araştırma neticesinde öğrenildiği kadarı ile davacı şirket adına vekaleten iş ve işlemler yapan, şirketi fiilen idare eden ve çekleri imza konusunda vekaletnamesi bulunan … adında bir şahıs tarafından atıldığını, ortada sahte bir imza bulunmadığını, ciro silsilesinde kopukluk olmadığını, müvekkilinin çeki iyiniyetle elinde bulunduran yetkili hamil konumunda olduğunu, davacı şirketin aynı şekilde, aynı imza ile keşide edilmiş bir çok çeki ödemiş olmasına rağmen dava konusu çeki ödememek için her türlü yolu denediğini, dava konusu çekin alındığı bankaya müzekkere yazıldığında dava dışı keşideci tarafından keşide edilen ve davacı tarafından da ciro edilen diğer tüm çeklerin ödendiğinin görüleceğini, bu nedenle ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, davanın reddine, davacı aleyhine % 40’tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu çek ile dosyaya sunulan pek çok çekteki imzaların birbirinin aynı olduğu ve davacı şirket yetkilisinin de, çekte imzası bulunan …’yu tanıdığını, …’nun komşusu ve akrabası olduğunu beyan ettiği, bu nedenle mahkemece HMK’nın 211. maddesi de gözetilerek bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek görülmediği, davacı, çekin rızası dışında elden çıktığını iddia etmiş ise de bu iddasını ispatlayamadığı, çekin nasıl ve ne zaman elden çıktığına dair hiçbir somut açıklamada bulunmadığı, bu konuda delil ileri süremediği, davacı yetkilisi …’nın; … ile akraba olduğunu, davalı vekilinin bürosuna birlikte gittiklerini kabul ettiği, bu durumda çeklerin … tarafından …’nın rızası ile imzalandığının anlaşıldığı, davacı şirket tarafından, dava konusu çekteki imza ile aynı imzayı taşıyan pek çok çekin itiraza uğramadan ödenmiş olduğu, bu durumda çeki imzalayan kişi ile davacı şirket arasında bağlantı olduğu ve yapılan cironun geçerli olduğu, aynı imzayı taşıyan pek çok çek ödendikten sonra, dava konusu çekin çalındığının iddia edilmesinin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki iyi niyet kuralları ile de bağdaşmayacağı, davalı … iyi niyetli üçüncü kişi durumunda bulunduğundan davalıya yemin teklif edilmediği, açılan davada ispat yükü davacıda olup davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduranın kötü niyetli ve iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat edemediği, kambiyo senetleri illetten mücerret olduğundan davalının, taraflar arasında bir ticari ilişki olduğunu ispat etmesinin gerekmediği gerekçesiyle davanın reddine, icra takibinin durdurulması ve icra veznesindeki paranın alacaklı-davalıya ödenmemesi için borçlu-davacının ihtiyati tedbir kararı almış ve bu karar infaz edilmiş olduğundan asıl alacak miktarı olan 25.000,00 TL’nin % 40’ı oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.