YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12420
KARAR NO : 2014/2593
KARAR TARİHİ : 14.02.2014
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/05/2013 tarih ve 2013/11-2013/186 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı şirketin 240.000,00 TL sermayeye sahip olduğunu, bunun 239.800,00 TL’lik kısmı olan %99’unun kendisine ait olduğunu, şirketin ana sözleşmesi ile şirketi temsil ve idare yetkisinin kendisinde olduğunu, şirketin 50.000,00 TL’lik miktarlı hissesine sahip olan yönetim kurulu üyeleri … ve … … 28/12/2012 tarihinde kimseye haber vermeden kendi aralarında yönetim kurulu toplantısı yaparak şirketin temsil ve idare yetkisini kendisinden aldıklarını ve müştereken kendilerine verildiği şeklinde karar alındığını ve bu kararın Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil edildiğini, bu tescilden 02/01/2013 tarihinde haberdar olduğunu, şirketin temsil ve idare yetkisinin TTK 370.maddesi gereğince şirket ana sözleşmesinde değişiklik yapılmasını gerektirdiğini, bu yönde de bir genel kurul kararı bulunmadığını, şirketin temsil ve idare yetkisinin yönetim kurulu kararı ile değiştirilemeyeceğini, ileri sürerek, hukuka aykırı yönetim kurulu kararının tesciline TTK’nın 34.maddesi gereğince itiraz ettiğini belirtmiştir.
Davalı şirket vekili, yönetim kurulu kararının yasaya ve usulüne uygun olduğunu, ana sözleşmenin 8.maddesi ve TTK’nın 370.maddesine göre, şirketin yönetim kurulu ile temsil edileceğini, davacının da yönetim kurulu başkanlığını genel kurul kararı ile almadığını, yine yönetim kurulunun 2011/7 nolu kararı ile aldığını, davacının sahip olduğu hisseleri sahte belgeler tanzim ederek aldığını, bu sebeple … 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2012/432 Esas sayılı dosyasında genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının butlanının talep edildiği belirtilerek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin 22/06/2011 tarihinde yapılan genel kurulunda yönetim kuruluna 3 yıllık süre için …, … … ve … …’ın seçildiği, 22/06/2011 tarih 2011/7 sayılı yönetim kurulu kararı ile …’ın yönetim kurulu başkanlığına, …’ın yönetim kurulu başkan vekilliğine,…’ın ise üyeliğe seçildiği, şirketi temsile
…’ın yetkili kılındığı, 28/12/2012 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında ise… ve …’ın katılarak, yönetim kurulu başkanının bulunmaması nedeni ile başkan vekili …’ın talebi ile birinci maddede …’ın şirketi temsil yetkisinin kaldırılmasına, şirketi …ve…’ın birlikte temsiline karar verildiği, dava konusu yönetim kurulunun karara bağlandığı tarihte 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun yürürlükte olduğu, mevcut davanın, davalı şirketin yönetim kurulunun 28/12/2012 tarihli kararının Ticaret Sicil Müdürlüğünde tesciline yapılan itiraz mahiyetinde olduğu, bu hususun 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 34.maddesinde düzenlendiği, bu maddede sicil müdürlüğünün tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak verdiği kararlarına karşı sicilin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde tebliğden itibaren 8 gün içerisinde itiraz edilebileceği, … tarafından kararın 05/01/2013 tarihinde; davanın ise, 10/01/2013 tarihinde açılıp davanın süresinde olduğu, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 330.maddesine göre, yönetim kurulunun üye tam sayısının yarısından bir fazlasının hazır olması ile karar alınabileceği, buna göre, üç kişilik yönetim kurulunun yine üç kişi olarak toplanmasının gerektiği, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 390.maddesine göre, üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanabileceği, davacının itiraz ettiği yönetim kurulu kararı 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapıldığı için bu kanun hükümlerinin uygulanacağı gerekçesiyle, davacının itirazının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, davacının 6201 Sayılı TTK’nın 34. maddesinde belirtilen “ilgililer” tanımı kapsamında yer almayıp, aktif dava ehliyetinin bulunmamasına göre, sonucu itibarı ile doğru olan kararın işbu gerekçe ile onanması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün bu gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 14.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.