YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5341
KARAR NO : 2014/9309
KARAR TARİHİ : 20.05.2014
MAHKEMESİ : … 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/12/2012 gün ve 2011/162-2012/309 sayılı kararı bozan Daire’nin 02/12/2013 gün ve 2013/7232-2013/21869 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, avukat olan müvekkilinin “…Hukuk Bürosu B Şekil”, “…Avukatlık Bürosu B Şekil”, “… Ltd. Şti. Şekil” ibareli markaların tescili için başvurduğunu, davalının “…Şekil” ibareli markası mesnet gösterilerek başvuruların reddedildiğini, ancak redde mesnet markanın “hukuki hizmetler” başta olmak üzere bir çok hizmette kullanılmadığını iddia etmiş, bilahare HMK’nın 141’inci maddesi uyarınca iddialarını değiştirdiklerini, “…” ibaresinin hukuki danışmanlık hizmetleri alanında müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkilince marka haline getirildiğini, kullanımla ayırdedicilik kazandırıldığını, 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesi uyarınca tescil isteminin reddedilemeyeceğini ileri sürerek davalı adına tescilli “…Şekil” markasının hükümsüz kılınmasını, aksi halde müvekkil markalarının davalı markasına tecavüz teşkil etmediğinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, avukatlık hizmetlerinin marka tesciline konu olamayacağını, müvekkilinin grup şirketlerine hukuk müşavirliği hizmeti verip faturalandırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının akademisyenlik ve avukatlık faaliyetlerini … ismi altında icra ettiği, belli bir ayırt ediciliğe ulaşanın ”…” soyadı olduğu, ismin profesyonel alanda tanınırlık nedeniyle ekonomik ve ticari bir değer kazandığı, 556 sayılı KHK’nın 8. maddesinin 5. fıkrasıyla bu tür ayırt edicilik kazanan isimlerin başkaları tarafından marka olarak tescilinin önüne geçildiği, avukat isminin Avukatlık Kanunu’yla marka olarak tescilinin yasaklanmasının, ismin 3. şahıslar tarafından tesciline hak vermediği gibi avukatın tescil ettiremediği ismini başkasının tescil etmesine itiraz hakkını da ortadan kaldırmadığı, davalının ticari unvanında ”…” ise de marka tescilinden önce hukuki danışmanlık hizmetleri için kullandığını kanıtlayamadığı, ibare üzerindeki öncelik hakkının isim nedeniyle davacıya ait olduğu, gerekçesiyle davalı adına tescilli 2008/07… nolu markanın 45. sınıfta yer alan “hukuk hizmetleri (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil)” için hükümsüzlüğüne, diğer talep terditli olduğundan onunla ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 02.12.2013 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 20/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.