Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/35255 E. 2017/16620 K. 07.07.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/35255
KARAR NO : 2017/16620
KARAR TARİHİ : 07.07.2017

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 15.01.2014 tarihinden iş akdinin hiçbir sebep gösterilmeksizin haksız olarak feshedildiği 15.08.2014 tarihine kadar … Devlet Hastanesinde temizlikçi unvanı ile çalıştığını, davalı işverence geçerli bir sebep gösterilmeden iş akdinin feshedildiğini, davalı hastane müdürü …’un işten çıkarılmasından iki üç ay öncesinden itibaren kendisinin yerine erkek kardeşini işe sokmak için psikolojik baskı ve mobing uygulayarak ağır şartlarda çalışmasına ve yıpranmasına neden olduğunu, kendisi işten çıkarıldıktan 1 gün sonra da kardeşi …’un işe alındığını, … 1. İş Mahkemesi’nin 2014/579 esas sayılı dosyasında işe iade davası açtığını ve davayı kazanarak işe iade edildiğini, ancak işe başladığı ilk gün yine hastane müdürü …’un bu kez kendisine “Sen nasıl bize dava açarsın, bu sefer oyunu kuralına göre oynayacağız, seni en kısa zamanda işten çıkaracağız” dediğini, işe başlamasıyla birlikte baskıların giderek arttığını, hakkında asılsız tutanaklar düzenlendiğini, her defasında savunmasını yaparak iddiaları boşa çıkarmasına rağmen yine işten çıkarıldığını, izah edilen nedenlerle yapılan fesih işleminin geçersizliğinen tespitine, aynı işe aynı yerde aynı görev tanımı ve unvanı ile özlük haklarındaı herhangi bir değişiklik olmaksızın iadesine, işe iade kararına uyulmadığı takdirde fesihten itibaren boşta geçen süreye ilişkin 4 aylık brüt ücretinin ve sosyal haklarının davalı işverenden tahsiline, işe iade kararına uyulmadığı takdirde iade kararına aykırılıktan dolayı 8 aylık brüt ücret tutarında işe başlatmama tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, Davacının diğer davalı şirket elemanı olarak … Devlet Hastanesinde temizlik işçisi olarak çalıştığını, davacının hastanede görev sırasında hastanede kurumlarca belirtilen usul ve esasların yerine getirilmesinde kusurlu davarak iş ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı hareket ederek çalışma düzeni, iş disiplini ve barışını bozan eylemlerde bulunması neticesinde hakkında çeşitli sebeplerle tutanaklar tutulduğunu, öncekilke zamanaışımı itirazında bulunduklarını, davacının hak düşürücü sürenin geçtikten sora dava açtığını, esas yönünden ise davacının iddialarının asılsız olduğunu, belirtilen nedenlerle davacı hakkında defalarca tutanak tutulduğunu, davacının hastanenin huzurunu bozar hareketler içerisinde olduğunu, diğer davalı şirket tarafından davacıya ihtarname gönderildiğini, izah edilen nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, davacı her ne kadar feshin geçersizliğine karar verilmesi talebiyle dava ikame etmişse de; davalı işveren tarafından dosyaya sunulan deliller, davacı hakkında düzenlene tutanak ve dinlenen davalı tanık beyanları çerçevesinde davacının temizlik personeli olarak çalıştığı hastanede bu konuda hastane yönetimi tarafından kendisine verilen görevleri defalarca uyarılmasına rağmen yerine getirmediği, temizlik hususunun özellikle davacının çalıştığı işyerinin hastane gibi ihmal edilmesi durumunda ciddi sorunlara neden olabilecek bir husus olması karşısında davalı işverenin yapılan tüm ikazlara rağmen temizlik görevini gereği gibi yerine getirmeyen davacının iş sözleşmesini feshinin geçerli fesih kapsamında bulunacağı, sağlık açısından son derece önemli bulunan temizlikteki aksaklıklara göz yumarak iş sözleşmesini devam ettirmesinin davalı işverenden beklenemeyeceği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece 19.10.2016 tarihinde karar verildiği, davacı tarafından 31.10.2016 tarihinde süre tutum dilekçesi taramadan geçirilerek ibraz edildiği, gerekçeli mahkeme kararının 29.11.2016 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacı tarafından gerekçeli istinaf başvuru dilekçesinin 12.12.2016 tarihinde taramadan geçirilerek sunulduğu, buna göre gerek süre tutum dilekçesinin karar tarihinden itibaren yasal 8 günlük süresi içerisinde, gerekse gerekçeli istinaf dilekçesinin gerekçeli kararın tebliğinden sonra 8 günlük yasal başvuru süresi içerisinde verilmediği, dolayısıyla davacının istinaf başvurusunun süresinde olmadığı gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 352/1 maddesi gereğince davacının istinaf talebinin usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Temyiz başvurusu:
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesinde; “İş mahkemelerince verilen nihaî kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Şu kadar ki, para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararlar hariç, miktar veya değeri üç bin Türk lirasını geçmeyen davalar hakkındaki nihaî kararlar kesindir.
İstinaf yoluna başvurma süresi, karar yüze karşı verilmişse nihaî kararın taraflara tefhimi, yokluklarında verilmiş ise tebliği tarihinden itibaren sekiz gündür.
Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Kanun yoluna başvurulan kararlar, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtayca iki ay içinde karara bağlanır.
Mahkemece, gerek kısa kararda, gerekse gerekçeli kararda, hükmün istinaf yoluna başvuru süresi iki hafta olarak açıklanmıştır. Gerekçeli karar, davacıya 29.11.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı ise, 12.12.2016 tarihinde temyiz harç ve giderlerini yatırarak istinaf yoluna başvurmuştur.
Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrası ve 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinin “ç.” bendi uyarınca, hükümde, kanun yolları ve süresinin gösterilmesi bir zorunluluktur. Yargı kararlarına karşı başvurulacak kanun yolu ile süresinin hükümde açıkça ve doğru olarak gösterilmemiş olması bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasını doğrudan engelleyecek ve hak arama hürriyetinin ihlal edilmesine sebep olacaktır.
Her ne kadar kanun yolu ve süresi, ilgili kanun maddelerinde açıkça belirtilmiş ise de, yargı organlarının yanlış yönlendirmesi sonucunda ilgililerin hak kaybına uğramayacağının kabul edilmesi gereklidir.
Somut olayda, davacı tarafından istinaf başvurusunun, kanuni sekiz günlük süre geçtikten sonra ve fakat gerekçeli kararda bildirilen iki haftalık süre içerisinde yapıldığı açıktır. Kararda, başvuru süresinin yanlış gösterilmesi karşısında, hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından davacının süresinde istinaf yoluna başvurduğunun kabul edilmesi bir zorunluluktur.
Buna göre davacının istinaf yoluna süresinde başvurmuş olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 6100 sayılı Kanun’un 352. maddesi gereğince istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmesi hatalı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.