YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13429
KARAR NO : 2014/3315
KARAR TARİHİ : 24.02.2014
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/05/2013 tarih ve 2008/18-2013/152 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili …’ın 01/05/2008 tarihinde davalı şirket ile ticari vekillik sözleşmesi ile cari hesap ve marka ve ticari unvanı kullanım sözleşmeleri yaptığını, 14/04/2008 tarihinde yapılan ticari unvan ve marka kullanım sözleşmesi uyarınca 18.000 TL ve demirbaş kullanım bedeli adı altında 7.000 TL olmak üzere toplam 25.000 TL’yi davalı adına yatırdığını, yapılan anlaşma uyarınca ticari vekillik ilişkisinin kurulduğunu, ancak müvekkilinin bu sırada doğan alacaklarının ödenmediğini, ardından davalının gönderdiği ihtarname ile sözleşme ilişkisine son verdiğini, davalının bu haksız ve kötüniyetli davranışı ile müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkillerinin bir kusurunun bulunmadığını, feshin haksız ve kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davacı … tarafından yatırılan 25.000 TL’nin 14/04/2008 tarihinden, müvekkili şirketin kasasında bulunan 700 TL’nin el koyma tarihi olan 01/11/2008 tarihinden, müvekkilinin davalıdan olan alacağı 20.000 TL’nin 01/11/2008 tarihinden, müvekkili şirketin haksız fesih nedeniyle yoksun kaldığı kar olarak 10.000 TL’nin ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ayrıca her bir müvekkili için 1.000’er TL’den toplam 2.000 TL manevi tazminatın 01/11/2008 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların ”marka kullanım bedeli” ve ”demirbaş kullanım bedeli” ücretlerine hiçbir şekilde itiraz etmediklerini, taraflar arasında ticari ilişki kurulduktan sonraki süreçte müvekkili şirket tarafından yapılan incelemede özellikle resmi dairelere olan borçların ödenmediğinin belirlendiğini, sözleşme gereğince bu borçların ödenmesinin talep edilmesine rağmen talebin karşılanmaması üzerine müvekkili şirket tarafından davacılar ile yapılan ticari vekillik sözleşmesinin feshedildiğini, davacının taleplerinin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı gerçek kişi ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmelerin fiilen davacı şirket tarafından yürütülerek benimsendiği ve davalı şirketin de bu duruma onay verdiği, bu durumda davacı şirketin de sözleşmelerin tarafı olarak değerlendirilmesi gerektiği, davacıların vergi ve … borçlarının ödenmesine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemiş olması nedeniyle, davalının sözleşmelerin feshinde haklı olduğu, ticari unvan ve marka kullanım anlaşması uyarınca ödenen bedel ile ticari vekillik sözleşmesi gereğince ödenen demirbaş bedelinin iadesinin talep edilemeyeceği, sözleşmelerin haklı nedenlerle feshedilmiş olması nedeniyle davacı şirketin kazanç kaybı talep edemeyeceği, fesihten sonraki el koyma işlemi sırasında el koyulan kasada bulunan para ile ilgili davacı iddiasının geçerli delillerle kanıtlanamadığı, davacı şirketin yanlar arasındaki ticari ilişkinin devamı sırasında davalı tarafından yapılması gereken ödemelerden kaynaklanan bakiye alacağının 3.864,54 TL’den ibaret bulunduğu ve yanlar arasındaki uyuşmazlığın niteliği itibariyle manevi tazminat isteme koşullarının da gerçekleşmediği gerekçeleriyle davacı … adına açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine, davacı şirket adına açılan davanın kısmen kabulü ile taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan 3.864,54 TL alacağın dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesine, davacı şirketin fazlaya ilişkin alacak talebi ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.