Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/13317 E. 2014/18338 K. 25.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13317
KARAR NO : 2014/18338
KARAR TARİHİ : 25.11.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/06/2013 gün ve 2013/20-2013/174 sayılı kararı onayan Daire’nin 15.04.2014 gün ve 2013/18464-2014/7420 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili; davacının, davalı şirketin 1/4 ortağı olduğunu, davacının katılmadığı ve kendisine de tebliğ edilmeyen 28.05.2005 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirketin tasfiyesine karar alındığını, açtığı tespit davasıyla tasfiye edilen davalı şirketin mal varlığının 188.195,76 TL olarak saptandığını, diğer ortakların tasfiye sürecinde davacının kar payı ve gelir elde etmesini engelleme, mal kaçırma amacı taşıdığını ve aynı adreste aynı ekipmanlarla … adı altında yeni şirket kurduklarını şirketin merkez ve şubelerindeki tüm mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir kararı verilerek 188.195,76 TL’den davacı payına düşen 1 /4’lük kısmın tasfiye tarihinden itibaren faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL’nin tasfiye tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre; davacı taraf her ne kadar tasfiyeye ilişkin alınan ortaklar kurulu kararının geçersizliğini ileri sürmüş ise de, bu istemin TTK kapsamında 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılacak bir dava ile ileri sürülmesi zorunlu olup hak düşürücü süreden sonra telepte bulunulduğu gerekçesiyle istemin reddine; şirketin tasfiyesi itibariyle tasfiye işlemleri bakımından şirket sözleşmesi kapsamında tasfiye memurlarının ortakların aldıkları kararlara uymak zorunda oldukları ve tasfiye bakımından şirketin yeniden ihyasına karar verilmiş olmakla; davada davacının tasfiye işlemleri bakımından tasfiye itibariyle şirkete başvurmakta serbest olduğu, tasfiyeden arta kalanın dağıtılması talebinde bulunma hakkının bulunduğu, bilgi alma hakkının bulunduğu, defterleri inceleyebileceği, bu süreç bakımından mahkemece yapılacak bir işlem bulunmadığı, davada da tasfiyenin yolsuzluğuna ilişkin iddiaların ileri sürüldüğü görüldüğü, ancak Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı karşısında artık davacının tasfiye bakiyesi alacağı bakımından bir karar oluşturulamayacağı, artık tasfiye süreci içinde davacının bilirkişi raporu ile saptanamayan hususlar bakımından ayrıntılı inceleme yapılmasını sağlamak suretiyle bir değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle yasal koşulları oluşmayan ve kanıtlanamayan davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK’nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 25.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.