Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/1212 E. 2017/4136 K. 23.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1212
KARAR NO : 2017/4136
KARAR TARİHİ : 23.03.2017

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün kayyım adayı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazda pay sahibi olan …..n tanınmadığı gibi ölü veya sağ mirasçılarının olup olmadığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığını belirterek, açılan ortaklığın giderilmesi davasında hissedar olan…i temsil etmek üzere kayyım atanmasını istemiş; mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, kayyım adayı vekili tarafından temyiz verilmiştir.
Dava, 3561 sayılı Kanuna dayalı olarak açılan kayyım atanması istemine ilişkin olup, anılan Kanunun 1. maddesinde amaç, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi nedeniyle malvarlıkları üzerinde … menfaatinin korunmasını sağlamak üzere, mahallin en büyük mal memurunun kayyım olarak atanması, yetkileri, yetki devri, kayyımlık mallarının yönetimi ve giderleri, kayyım ve görevli personele ödenecek ücretler ile diğer hususlara ilişkin usul ve esasları düzenlemek şeklinde açıklanmış; 2. maddesinde ise, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 427. maddesine göre, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçının payının resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamının bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştıracağı, Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunun yönetim kayyımı olarak tayin edeceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda; kayyım atanılması istenilen…’in de paydaş olduğu taşınmazın tapu kaydı, edinmeye esas tutanakları nüfus kayıtları ile mirasçılarının tespit edildiğine dair mirasçılık belgesinin mevcut olmadığı, dosya içerisinde fotokopisi bulunan 06/02/2016 tarihli yapılan zabıta araştırmasında ise,…’in oğlu olduğu beyan edilen Mehmet Karadeniz’in telefon ile bilgisine başvurulmuş olup, bu beyanın hükme esas alındığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece; kayyım atanmasına ilişkin davalarda re’sen araştırma ilkesi geçerli olduğu (HMK.m.385/2) dikkate alınarak, konuya ilişkin kanun hükümleri ve kanunun amacı gözetilerek ve sadece zabıta araştırması ile yetinilmeden, dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün tedavülleri ve dayanak belgelerinin tapu müdürlüğünden, vergi kaydıyla ilgili bilgi ve belgelerin belediye başkanlığı ile vergi dairesinden getirtilip kayıt ve belgelerde kimlik bilgilerinin bulunması halinde nüfus müdürlüğünden ilgililerin nüfus aile kayıtları istenip tapu kaydı malikleriyle irtibatının araştırılması, varsa mirasçılara ilişkin mirasçılık belgelerinin getirtilerek taşınmazla ilgisi tespit edildikten sonra toplanan bütün deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Kayyım adayı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 23.03.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.