YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/21865
KARAR NO : 2017/3603
KARAR TARİHİ : 14.03.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair karar, Dairemiz’in 15.6.2015 gün ve 2014/9993 Esas, 13231 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 154 ada 15 parsel sayılı taşınmazda vekil edeninin 20 yılı aşkın süredir zilyet olduğunu, TMK 713. maddedesinde belirtilen olağanüstü zamanaşımı ile kazanma koşullarının oluştuğunu açıklayarak tapunun iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı … savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, TMK’nun 713/2 maddesindeki “ölmüş” sözcüğünün Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verildiği, taşınmaz malikinin ölümü ile mirasçıların mülkiyet hakkını tescile gerek kalmadan kazandıkları gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Daire’nin 15.06.2015 tarih 2014/9993 Esas, 2015/13231 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmesi üzerine davacı vekili tarafından süresinde karar düzeltme isteğinde bulunulmuştur.
Dava dilekçesi, temyiz dilekçesi içeriği, mahkemenin kabulü ve dosya kapsamına göre dava; TMK’nun 713/1. fıkrasındaki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve 2. fıkrasında yer alan, “…maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebeplerine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisabı mümkün değildir. Ancak kanunun açıkça izin verdiği ayrık durumlarda tapulu bir taşınmazın tamamının veya belli bir payının koşulları oluştuğu takdirde olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması mümkün olabilir. Kanunda düzenlenen ayrık hallerden biri de, TMK’nun 713/2. maddesidir. Anılan fıkranın önceki düzenlemesinde “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.
Aynı kanun maddesinin 1. fıkrasında ise; “tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.” düzenlemesine yer verilmiş, 5. fıkranın son cümlesinde de; “Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur.” ilkesi getirilmiştir.
Anılan kanuni düzenlemelere göre; tapulu bir taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi adına tesciline karar verilmesi için, malikin ya da paydaşın ölmüş olması, yukarıda açıklanan koşullarda en az 20 yıl süre ile zilyet olunması ve bu süre içinde tapu kaydının intikal görmemesi gerekmektedir. Başka bir anlatımla, belirtilen koşulların tamamlanmasıyla mülkiyet kendiliğinden zilyede geçmiş olur. Mahkemece, sonradan verilen iptal ve tescile ilişkin karar yenilik doğurucu(inşai) nitelikte olmayıp, önceden doğmuş mülkiyet hakkının belirlenmesi niteliğindedir.
Her ne kadar, TMK’nun 713/2. maddesinin 2.fıkrasında yer alan “…ölmüş…” sözcüğü, Anayasa Mahkemesinin 17.3.2011 gün ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptaline ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmişse de; Anayasasının 153/5. fıkrasında “iptal kararlarının geriye yürüyemeyeceği” açıklanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de, 12.12.1989 gün ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararında iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralını kabul etmek suretiyle, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar ki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.
Tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; TMK’nun 713/1 ve 2. fıkralarına dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil davalarında, koşullarına uygun olarak 20 yıllık zilyetlik süresinin tamamlandığı anda mülkiyetin kazanıldığının ve zilyet lehine kazanılmış(müktesep) hak doğduğunun kabulü gerekmektedir. Şu halde, Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulması kararının verildiği 17.3.2011 tarihi ya da davanın açıldığı tarihten hangisi önce ise, o tarihe kadar kazanma koşulları tamamlanmışsa, tapunun iptaliyle zilyet adına tesciline karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olaya gelince; dava konusu 154 ada 15 parsel sayılı taşınmazın, 17.5.1961 tarihinde satış nedeniyle davalılar murisi …. adına tescil edildiği, 13.7.2011 tarihinde mirasçılar…. adına elbirliği mülkiyeti hükümlerine göre intikalinin sağlanarak … adına intifa hakkı bulunduğunun tapunun beyanlar hanesine şerh edildiği, mirasçıların davaya dahil edildiği görülmüştür.
Bu açıklamalar karşısında; davada TMK’nun 713/2. maddesinde yer alan “ölüm” sebebine dayanıldığı göz önünde bulundurularak, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hükmün bu sebeple bozulması gerekirken maddi hata sonucu onandığı, karar düzeltme isteği üzerine anlaşılmıştır.
SONUÇ: Yerel Mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla, daavcı vekilinin karar düzeltme isteğinin yerinde olduğunun kabulü ile 15.06.2015 tarih 2014/9993 Esas, 2015/13231 Karar sayılı onama kararının ortadan kaldırılmasına, Mahalli mahkemenin 2011/134 Esas ve 2013/306 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, yasa gereğince aynı mahkeme ilamı ile ilgili bir defadan fazla karar düzeltme isteğinde bulunulamayacağından ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan harcın istek halinde düzeltme isteyene iadesine,
14.3.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.