Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2017/562 E. 2017/4306 K. 24.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/562
KARAR NO : 2017/4306
KARAR TARİHİ : 24.05.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK’nın 85/1, 62, 51, 63. maddeleri gereğince
mahkûmiyet

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında temel cezanın TCK’nın 85/1. maddesi gereği 2 yıl hapis cezası olarak belirlenmesine ilişkin 24/12/2012 tarihli hükmün katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 22/05/2014 tarihli ilamıyla “iki sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, failin taksire dayalı kusurunun yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı, maddede öngörülen cezanın alt sınırı, sanığın olayda asli kusurlu oluşu nazara alınmak suretiyle, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun olarak asgari hadden uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi” sebebiyle bozulmasından sonra, mahkemenin Dairemizin bozma ilamına uyarak yeniden yaptığı yargılama sonunda TCK’nın 85/1. maddesi uyarınca temel cezanın bu kez 2 yıl 4 ay hapis cezası olarak tayini, Yargıtay bozma ilamını etkisiz hale getirmeye matuf olduğu kanaatini doğurmakta ise de, mahkemenin takdirinin bu yönde olması ve aleyhe temyiz de bulunmadığından, bozma nedeni yapılmamıstır.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine;ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.11.2010 tarih ve 7/191-227 sayılı kararında “ Hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUK’un 326 ve 5271 sayılı TCK’nın 307/2. maddeleri uyarınca zorunludur. Savunma hakkının sınırlandırılamayacağı ilkesine dayanan bu zorunluluk uyarınca, sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınmalıdır.” hususlarına yer verilmiş olup; somut olayda davaya yeniden bakan mahkemece bozma üzerine yapılan yargılamada, Dairemizin 2013/21643-2014/12624 sayılı ve 22/05/2014 tarihli bozma kararı sanık aleyhine olmasına rağmen, sanığın duruşmaya katılımı sağlanıp bozmaya karşı diyeceklerinin sorulmaması suretiyle, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak şekilde 1412 CMUK’un 326 ve 5271 sayılı CMK’nın 307. maddelerinin ihlal edilmiş bulunması;
Kabule göre de;
Hükmedilen hapis cezası ertelenen sanık hakkında, TCK’nın 51/8. maddesi gereğince denetim süresinin iyi halli olarak geçirilmesi halinde cezanın infaz edilmiş sayılacağı ihtarının yapılmaması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA; 24.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.