Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/11360 E. 2017/4871 K. 08.06.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11360
KARAR NO : 2017/4871
KARAR TARİHİ : 08.06.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : Her iki sanık hakkında; 5271 sayılı CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca Beraat

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, sanıklar müdafii ile katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar müdafinin 04/04/2016 tarihli dilekçe ile, haklarında beraat kararı verilen sanıklar lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasından dolayı temyiz isteminde bulunduğu görülerek yapılan incelemede;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete’de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından ise, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığının 15/01/1977 tarih ve 9591 sayılı kararı ile belirlenen kentsel sit alanı içerisinde yer alıp; aynı karar ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen suça konu taşınmazın, sanıkların 31/05/1985 tarihinde ölmüş olan babaları … ve 01/09/2004 tarihinde ölmüş olan anneleri … adına 1/2’şer hisse ile kayıtlı olduğu, İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü uzmanlarınca düzenlenen 22/06/2010 tarihli rapor ile; tescil fotoğrafında yer alan zemini kagir, üst katı ahşap ve zemin katının bir kısmı tek katlı olan yapının değişmiş olduğunun, kısmi zemin katın tamamlanarak tamamı iki katlı yapı inşa edildiğinin, sağ kısımdaki kapının üzerine ilave yapıldığının ve demir kapı haline dönüştürüldüğünün, sıvalı olan zemin katın ahşap ile kaplandığının, özgün giyotin pencerelerin kanatlı ve pvc malzemeli pencere haline getirildiğinin, ahşap kalınlığının ve doluluk boşluk oranlarının değiştirildiğinin, kat silmesi yerine farklı bir bezeme yapıldığının belirlendiği, sözü edilen müdahalelerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiği iddiasıyla inceleme konusu davanın açıldığı;
Hem bölgesel hem de tek yapı ölçeğindeki tescile ilişkin 15/01/1977 tarih ve 9591 sayılı kurul kararının, 10/09/1977 tarih ve 16053 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olduğu, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde de “eski eserdir” şerhinin bulunduğu, dolayısıyla, bölgenin ve taşınmazın niteliğinin sanıklar tarafından bilindiğinin kabul edilmesi gerektiği, sanıkların aşamalarda verdikleri benzer ifadelerde, suça konu binanın kendilerine babalarından miras kaldığını, binada babaları tarafından 1971 yılında onarım yaptırıldığını, kendilerinin binaya herhangi bir müdahalede bulunmadıklarını beyan ettikleri, dosya içerisinde mevcut 10/08/1971 tarihli “yapı, tamir ve ilaveler için izin kağıdı” na göre, iki katlı ahşap binanın çatısının kendi cinsinden malzeme ile tamiri için İstanbul Belediyesi Eyüp Belediye Şube Müdürlüğünce izin verilmiş olduğu, ifadeleri alınan tanıkların da, 1990’lı yıllarda evin dışının boyandığını ve dış cephesinin tahta ile kaplandığını beyan ettikleri, olay yeri keşfinden sonra düzenlenen 19/05/2012 tarihli bilirkişi raporunun suçun unsurlarını tayin bakımından yetersiz olduğu anlaşılmakla;
Kentsel sit alanı içerisindeki tescilli taşınmaza ilişkin olarak Eyüp Belediye Başkanlığında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı bünyesindeki Koruma Uygulama ve Denetim Müdürlüğünde ve İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünde mevcut tüm bilgi, belge, proje ve fotoğraflar getirtilip, fen, inşaat ve sanat tarihi alanlarında uzman bilirkişiler refakate alınmak suretiyle olay yerinde yeniden keşif yapılması, 22/06/2010 tarihli uzman raporunda açıklanan müdahaleler mahallinde tek tek tespit edilerek, niteliklerinin (basit – esaslı), kullanılan malzemelerin cinsi, yıpranma durumu, renk solmaları, paslanma ve karbonlaşma gibi teknik verilerin yanı sıra, taşınmazın eski halini yansıtan fotoğraflar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle ayrı ayrı yapılış zamanlarının, suça konu müdahaleler nedeniyle tescilli kültür varlığının zarar görüp görmediğinin, özgün yapısını kaybedip kaybetmediğinin tereddütsüz şekilde belirlenmesi, böylece, suçun unsurları bütünüyle ortaya konulduktan sonra ulaşılacak kanaate göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ve 6498 sayılı Kanun değişikliğine yönelik hatalı değerlendirme ile beraate dair hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Kendisini vekil ile temsil ettiren sanıklar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 08/06/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.