YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1095
KARAR NO : 2017/3515
KARAR TARİHİ : 26.04.2017
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm : 74.277 TL maddi ve 400.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Gerekçeli karar başlığında, ”31.03.2016” olan karar tarihinin ”01.04.2016” olarak gösterilmesi ile ”dava” yerine ”suç”, ”dava tarihi: 26.09.2014” yerine, ”suç tarihi/saati: 29.09.2014” yazılması ve ”suç yeri” ibaresine yer verilmesi,
2-Davacının tutuklu bulunduğu döneme ilişkin olarak tutuklama ve tahliyeye ilişkin tüm müzekkere ve belgelerin Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri dosya içine alınarak, tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihlerinin ceza infaz kurumundan sorulması suretiyle davacının tutuklama ve tahliye tarihleri ile infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde tespit edilmesi sonrası bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
1-Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Dairemizin yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere, objektif bir ölçü olmamakla birlikte, manevi tazminat miktarının davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak, adalet ve nesafet kurallarına uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, 971 gün süreyle tutuklu kalan davacı lehine bu ölçülere uymayacak ve faizi ile aylık 14.830 TL’ye tekabül edecek, emsal uygulamaların da oldukça üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması,
2-Tutuklandığı tarihte tuğgeneral rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli olan davacının tutuklu kaldığı süre içerisinde ödenmeyen maaşlarının beraat kararından sonra ödendiğinin anlaşılması karşısında, davacının bu konuda herhangi bir zararı olmadığı dikkate alınmadan, maaşının geç ödendiği gerekçesiyle faiz alacağından oluşan 9.687,05 TL’nin maddi zarar kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesi,
3-Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, davacının tutuklu kaldığı dönemde cezaevinde yaptığı harcamaların CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması gereken maddi zarar kapsamına dahil edilemeyeceğinin dikkate alınmaması,
4-Davacı tarafça sunulan serbest meslek makbuzunun tazminat talebinin dayanağı olan beraat karar tarihinden sonra düzenlendiğinin anlaşılması karşısında, maddi tazminat hesabında nazara alınamayacağının gözetilmemesi,
5-Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine hükmedilen toplam tazminat miktarı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca bir kez nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları için ayrı ayrı nispi vekalet ücretine hükmolunması,
6-Dairemizce yapılan temyiz incelemeleri sırasında aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak birden fazla davanın açıldığının tespit edildiğinin anlaşılması karşısında; hazine zararına yol açan mükerrer davalara ilişkin ödemelerin önlenmesinin temini ve kamu kaynaklarının etkili, verimli ve hukuka uygun kullanılması bakımından, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı açılmış dava olup olmadığının Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden de araştırılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 26.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.