YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1528
KARAR NO : 2017/3448
KARAR TARİHİ : 26.04.2017
Mahkemesi :Sulh Ceza Hâkimliği
Hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal, tehdit ve iftira suçlarından şüpheliler …, …, … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.08.2015 tarihli ve 2014/62931 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13.10.2015 tarihli ve 2015/2481 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, somut olayda şüpheli …un şikayetçiye hakaret ve tehdit içerikli mesajlar gönderdiğine dair tanık beyanı bulunması karşısında, şikayetçinin kullandığı cep telefonuna gönderilen mesajlarla ve aramalarla ilgili hts kayıtlarının tesbit edilerek hukuki durumun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 26.12.2016 gün ve 94660652-105-34-3257-2016-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.01.2017 gün ve 2016/402261 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve soruşturma evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 04.08.2015 tarihli ve 2014/62931 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın anlatım kısmında özel hayatın gizliliğini ihlal suçuna dair bir eyleme yer verilmediği gibi, kanun yararına bozma istemi hakaret ve tehdit suçlarına yönelik olup, dairemizin görev alanına giren özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan herhangi bir talepte bulunulmadığı anlaşıldığından, 26.02.2016 tarihli ve 29636 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak, 01.03.2016 günü yürürlüğe giren 12.02.2016 tarihli ve 2016/1 sayılı Yargıtay Büyük Genel Kurul kararı gereğince, hakaret ve tehdit suçlarına yönelik kanun yararına bozma isteminin incelenmesi görevi Yargıtay 4. Ceza Dairesine ait bulunduğundan, Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın ilgili Daireye GÖNDERİLMESİNE, 26.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.