YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/1763
KARAR NO : 2017/5011
KARAR TARİHİ : 04.04.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, kesinleşen icra takibi sebebiyle, kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş karar davacı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı alacaklı, 17/03/2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 22/10/2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile 2015 yılı Eylül ve Ekim aylarına ait toplam 1.260,00 TL kira alacağının tahsilini talep etmiş , davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile borca itiraz etmiştir. Davalı icra takibine, dayanak yazılı kira sözleşmesinin varlığına, kiracılığa, takip alacaklısının sıfatına itiraz etmemiştir. TBK.nun 245.maddesi uyarınca kiralananın satılması ile birlikte onun yarar ve hasarı alıcıya geçer. Davacı yeni malik taşınmazı satın almakla TBK.nun 310.maddesi uyarınca kira sözleşmesinin tarafı olur. Satış tarihinden sonraki kira bedellerinin yeni malike ödenmesi gerekir. Davacı, iktisap ihtarnamesinde ihtiyacının varlığı ile birlikte kira döneminde yapılacak ödemelerin belirtilen banka hesabına yapılması gerektiğini davalı kiracıya bildirmiştir. Bu durumda, davacının icra takibi yaparak iktisaptan sonraki ödenmeyen kira bedellerini talep etmesinde herhangi bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Kaldı ki ,alacaklı dışında üçüncü kişiye yapılan ödeme borçluyu borcundan kurtarmaz bu nedenle dava dışı Gülten Özsoy’a yapılan kira ödemesinin varlığı nedeniyle temerrütün gerçekleşmediği kabul edilemez. Bu durumda takip talebinde verilen 30 günlük ödeme süresi içerisinde davacı alacaklıya takip konusu 2015 yılı Ekim ayına ait ödeme yapılmadığı sabittir. Mahkemece davanın kabulü ile kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle,davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın temyiz edene iadesine, 04/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.