YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/1581
KARAR NO : 2017/3484
KARAR TARİHİ : 26.04.2017
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK’nın 85/1, 62, 50/4, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince
mahkûmiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Ölen …’ın çene tümörü nedeni ile MR çekilmesine karar verildiği, ölenin panik atak nedeni ile çekimin anestezi altında yapılmasını istediği, bu nedenle 17.07.2010 tarihinde götürüldüğü özel tıp merkezinde anestezi uzmanı sanık …. … olduğu, anestezi uzmanı nezaretinde sedasyon yapılması için hasta hazırlandığı, sanık tarafından anestezi uygulandığı, açılan damar yolundan 150 mg Propofol verildiği, çekim sırasında hastanın hareketlendiğinin görülmesi üzerine 4-5 dakikalık aralar ile 10 mg Propofol kullanıldığı, çekim için ayrıca radyoloji teknikeri …, tarafından ilaçlı çekimin yapılabilmesi için … adlı ilacı açılan damar yolundan yapıldığı, çekim bittiği söylenmesine müteakip hastanın nefes almakta zorlandığı ve göğsünün yukarıya doğru kalmadığı anlaşılınca CPR için önce entübe edildiği, oksijen verildiği, ambu yardımıyla solunuma başlandığı, yapılan değerlendirme sonrası kalp masajına başlandığı, çağrılan 112 ambulansı ile hastanın Muradiye Devlet Hastanesine götürüldüğü, müdahaleye cevap vermeyince aynı gün ölüm gerçekleştiği kabul edildiği olayda, İstanbul Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu 26.12.2012 tarih ve 5066 karar sayılı raporunda “Kişinin ölümünün propofol ilacına bağlı solunum depresyonuna bağlı meydana gelmiş olduğunun” belirtildiği, İstanbul Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 02/04/2014 tarih ve 1517 karar sayılı raporunda “hastanın MR uyumlu monitör ve ventilatör veya anestezi cihazı olmadan, hastanın yanında da bulunmadan işlem yapılmış olduğu, çok acil vaka olmadığı için MR öncesi ayrıntılı anestezi muayenesinin yapılması gerektiği, kullanılan toplam 180 mg. Propofol’ün uygun dozda olduğu, doz uygun olsa dahi tekrarlayan dozlarda Propofol’ün solunum depresyonu yapabildiğinin bilindiği dolayısıyla MR uyumlu anestezi cihazı altında uygulanması gerektiğinden; MR uyumlu anestezi cihazı olmaması ve hasta yanında sıkı takip yapılmaması nedeniyle işlemlerin tıp kurallarına uygun olmadığı, bu nedenle hastanın anestezisinden sorumlu anestezi uzmanı Dr. …’in kusurlu olduğunun” belirtildiği, sanık müdafii tarafından 28/09/2016 tarihinde dosyaya sunulan ve Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben düzenlenen İstanbul Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 03/08/2016 tarih ve3756 karar sayılı raporunda ise” MR uyumlu anestezi cihazı olmaması ve hasta yanında sıkı takip yapılmaması nedeniyle işlemlerin tıp kurallarına uygun olmadığı, bu nedenle hastanın anestezisinden sorumlu anestezi uzmanı Dr. …’in kusurlu olduğu, ölümün solunum depresyonuna bağlı olması nedeniyle erken müdahale edilmesi halinde de kişinin kurtulmasının kesin olmadığı, hekimin kusurlu eylemi ile ölüm arasında kesin bir illiyet bağı kurulamayacağı, sorulduğu üzere kişinin ölüm olayından Uz. Dr. …’in kusur oranının 2/8 olduğunun” belirtildiği ve bu şekilde sanığın eylemi ile ölüm olayı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunda tereddüt yaratıldığı anlaşılmakla, somut olayda sanığın kusurlu eylemlerinin tespiti ve söz konusu eylemlerle ölüm olayı arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının duraksamaya yol açmayacak şekilde ortaya konulması bakımından dosyanın bir kez de Adli Tıp Kurumu Genel Kuruluna gönderilerek buradan rapor alındıktan sonra sonucuna göre sanığın eylemi ile ölüm olayı arasında illiyet bağı bulunduğunun tespit edilmesi halinde taksirle öldürme suçundan, kusurlu sanığın eylemi ile ölüm neticesi arasında illiyet bağının bulunmadığının tespiti halinde ise ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet hükmü tesisi yerine eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 26.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.